Tıp

Brezilyalı Yaşlılarda Tuz Tüketiminde Erkekler Daha Fazla Ekliyor

Tuz, yüzyıllardır yiyecekleri tatlandırmak ve korumak için kullanılıyor. Ancak aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyon, kalp ve böbrek hastalıkları ile beyin fonksiyonlarında hızlanan düşüşe neden olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günlük tuz alımını 5 gramla sınırlamalarını öneriyor. Ancak sofraya ekstra tuz ekleme alışkanlığı, toplam tuz alımının önemli bir bölümünü oluşturuyor ve farklı toplumlarda bu alışkanlığın kimlerde daha yaygın olduğu hala net değil.

Brezilya’da gerçekleştirilen yeni bir araştırma, özellikle 60 yaş üstü yetişkinler arasında sofraya ekstra tuz ekleme alışkanlığının kimlerde daha sık görüldüğünü ortaya koydu. Rio de Janeiro Devlet Üniversitesi’nden Dr. Flávia Brito ve ekibi, erkeklerin kadınlara kıyasla bu davranışı daha çok benimsediğini vurguladı. Araştırmacılar, kadınların tuz ekleme alışkanlığının daha çok sosyal ve beslenme özellikleriyle ilişkili olduğunu belirtti.

Çalışmada, 2016-2017 yıllarında 8300’den fazla Brezilyalı yaşlı katılımcının yeme-içme alışkanlıkları incelendi. Katılımcılar, son 24 saatte tükettiği yiyecek ve içecekleri bildirirken sofraya tuz ekleyip eklemediklerini de paylaştı. Araştırmada, yaş, cinsiyet, eğitim, gelir, yaşam biçimi, şehir veya kırsal alan yerleşimi ve beslenme alışkanlıkları gibi faktörler değerlendirildi.

Sonuçlar, erkeklerin %12,7’sinin sofraya ekstra tuz eklediğini, kadınlarda ise bu oranın %9,4 olduğunu ortaya koydu. Erkeklerin tuz ekleme alışkanlığı sadece yüksek tansiyon için diyet uygulayıp uygulamadıkları ve yalnız yaşayıp yaşamadıkları gibi birkaç faktörle ilişkilendirildi. Kadınlarda ise şehirde yaşamak, işlenmiş gıda tüketimi ve genel diyet kalitesi gibi çok daha geniş bir etken yelpazesi bu davranışla bağlantılıydı.

Erkeklerde yüksek tansiyonu kontrol etmek için uygulanan diyeti izleyenler, tuz ekleme alışkanlığını yarı yarıya azaltırken, yalnız yaşayan erkeklerin sofraya daha fazla tuz eklediği görüldü. Kadınlarda, yüksek tansiyona yönelik diyet uygulamayanlar, şehirde yaşayanlar ve sık sık ultra işlenmiş gıda tüketenlerin sofraya tuz ekleme olasılığı daha yüksekti. Buna karşın, düzenli meyve tüketen kadınların tuz ekleme oranı %81, sebze tüketenlerde ise %40 daha düşüktü. Bu durum, sağlıklı beslenmeye dikkat eden kadınlarda tuz alımını sınırlama çabalarının yansıması olarak yorumlandı.

Araştırmacılar, bu çalışmanın nedensellik sunmadığını ve tuz kullanımıyla ilgili beyanların kişisel algılara dayandığını belirtti. Tuz kullanım alışkanlıklarının zaman içinde değişmiş olabileceği de unutulmamalı. Araştırmaya göre, tuz ekleme davranışı hem damak tadı tercihlerinden hem de alışkanlıkların getirdiği otomatik tepkilerden kaynaklanıyor olabilir. Yüksek sodyumlu gıdalara alışmak, tuz tadına karşı duyarlılığı azaltırken, rutin ve alışkanlık haline gelmiş davranışlar da önemli bir neden olarak öne çıkıyor.

Toplam tuz tüketimini azaltmak için sadece bireysel davranışlar değil, işlenmiş ve endüstriyel gıdalardaki sodyum oranlarının düşürülmesi de şart. Uzmanlar, tuz tüketim alışkanlıklarının cinsiyet ve yaşam tarzına göre değişiklik gösterdiği için, halk sağlığı kampanyalarının bu farklılıkları göz önünde bulundurarak hedeflenmesi gerektiğini vurguluyor. Baharatlar, doğal aromalar ve limon gibi asidik tat vericiler kullanarak tuz tüketimini azaltmanın mümkün olduğu, ayrıca sofralarda tuzlukların rutin olarak bulunmaması gibi basit önlemlerin de etkili olabileceği öneriliyor.

Gelecekte, bu tür araştırmalar toplumsal tuz tüketim alışkanlıklarının daha iyi anlaşılmasına ve kişiye özel sağlık önerileri geliştirilmesine zemin hazırlayacak. Beslenme alışkanlıklarını iyileştirerek, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarının önüne geçmek mümkün olabilir. Özellikle yaşlı nüfusta tuz alımını kontrol altına almak, yaşam kalitesini artırmada kritik bir adım olarak görülüyor.


📎 Kaynak: sciencedaily.com

Mert

177 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler