Psikoloji

Üniversite Öğrencilerinde Kaygıyı Azaltan Dijital Program Geliştirildi

Üniversite öğrencilerinin yaşadığı yaygın kaygı sorununa karşı yeni bir dijital çözüm kapıları aralıyor. Son yapılan bir araştırma, kendi kendine yönlendirilen dijital bir zihinsel canlandırma programının kaygı seviyelerini anlamlı şekilde düşürebildiğini ortaya koydu. Bu yenilikçi yöntem, öğrencilerin kişisel hedeflerini canlandırarak stresli durumlardan kaçınma eğilimlerini azalttığını gösteriyor.

Kaygı bozuklukları, özellikle genç yetişkinler ve üniversite öğrencileri arasında hızla yayılıyor. Kaygı, aşırı düşünce ve tehdit algısının sürekli artmasıyla beslenen bir döngüye dönüşüyor. Bu döngüde bireyler, korktukları durumlardan kaçınmak için geçici rahatlama sağlayan ancak uzun vadede kaygıyı artıran “güvenlik davranışları” sergiliyorlar.

Araştırmada bu kısır döngüyü kırmak için kullanılan yöntem, Fonksiyonel Canlandırma Eğitimi (Functional Imagery Training – FIT) olarak adlandırılıyor. FIT, kişinin kaygı nedenlerine odaklanmak yerine yaşam hedeflerine ve bu hedeflere ulaşmada yapacağı faaliyetlere konsantre olmasını sağlıyor. Böylece, kaygıya yol açan durumlardan kaçmak yerine, bu durumlarla yüzleşmek için motivasyon artırılıyor.

Program, öğrencilerin hedeflerini çok duyusal şekilde, yani sadece görsel olarak değil, dokunma, koku, ses gibi diğer duyularını da kullanarak hayal etmelerine yardımcı oluyor. Bu yöntem, hedefe ulaşmanın yaratacağı olumlu duyguların güçlenmesini ve kaygı uyandıran durumlara meydan okunmasını sağlıyor. Araştırmanın lideri Psikoloji Profesörü Jackie Andrade, bu yöntemin klasik terapi yaklaşımlarından farklı olarak daha kısa sürede ve kişiye özel olarak uygulanabildiğine dikkat çekiyor.

İlk olarak 12 kadın üniversite öğrencisi üzerinde test edilen programda, katılımcılar kendi hızlarında yedi kısa modülden oluşan dijital içeriği kullandılar. Video anlatımlar, günlük tutma görevleri ve rehberli ses egzersizleri, onların hedeflerini belirlemeleri ve bu hedeflere ulaşmayı hayal etmeleri için tasarlandı. Katılımcılar, günlük rutinleri esnasında bile bu zihinsel canlandırmaları tekrar ederek olumlu hisleri pekiştirdi.

Sonuçlar oldukça olumlu oldu. Katılımcıların kaygı düzeyleri, orta şiddette kaygıdan hafif kaygı seviyelerine kadar geriledi. Programı tamamlayanların büyük çoğunluğu yöntemi faydalı ve rahatlatıcı bulduklarını belirtti. Öte yandan, araştırmacılar çalışmalarını daha geniş öğrenci gruplarında ve uzun vadede test etmeyi planlıyorlar.

Programın etkinliği ikinci aşamada 60 öğrencinin katılımıyla kontrol grubu karşılaştırması şeklinde doğrulandı. Müdahale grubundaki öğrenciler, iki hafta süren modülleri tamamladı. Kontrol grubundaki öğrenciler ise bu süre boyunca programa erişim sağlamadı. Son değerlendirmede, dijital programı kullananların kaygı puanlarında anlamlı düşüş görüldü; kontrol grubunda ise böyle bir değişim yaşanmadı.

Bu dijital çözüm, özellikle terapiye erişim imkanının sınırlı olduğu durumlarda kaygıyı yönetmek için önemli bir araç sunuyor. Programın kullanıcılar tarafından benimsenmesi, olumlu gelecek tasavvurlarının motivasyonu artırması ve yazılı duygusal farkındalık sağlaması bu başarının temel unsurları olarak öne çıkıyor.

Araştırmada vurgulanan önemli bir nokta ise bu yöntemin klasik meditasyon veya basit görselleştirmeden farklı olarak, çok duyusal ve ayrıntılı bir hayal gücü kullanımını zorunlu kılması. Bu sayede kişiler, hedeflerine bağlanan duygusal deneyimlerini güçlendiriyor ve kaygıyı tetikleyen durumlarla olan ilişkilerini değiştiriyorlar.

Öte yandan, görsel hayal gücünü kullanamayan bazı bireylerin de (örneğin aphantasia olarak adlandırılan durumdaki kişiler) bu programdan fayda sağlayabileceği belirtiliyor. Bu bireyler, diğer duyularını kullanarak da amaçlarına odaklanabiliyorlar.

Çalışma, programın kaygıyı kısa vadede düşürdüğünü gösterse de uzun dönemde aynı etkinin devam edip etmeyeceği henüz belli değil. Ayrıca bazı katılımcılar programı yoğun kaygı anlarında uygulamanın zor olduğunu ifade etti. Araştırmacılar, önümüzdeki dönemde programın gerçek yaşam koşullarında kullanımını ve diğer dijital tedavi yöntemleriyle karşılaştırmasını yapmayı hedefliyor.

Sonuç olarak, bu dijital zihinsel canlandırma programı üniversite öğrencilerinin kaygı yönetiminde umut vaat eden, erişilebilir ve etkili bir alternatif sunuyor. Gençlerin yaşam kalitesini artırmak ve erken dönemde kaygıyı kontrol altına almak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

60 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments