Son 50 yılda kadınların üniversite mezunu olma oranlarının yükselmesi, evlilik modellerinde köklü değişikliklere yol açtı. Hem eğitimde yaşanan genel artış hem de kadınların eğitimde erkekleri geride bırakması, çiftlerin eğitim uyumu üzerinde derin etkiler yarattı. Yeni yapılan bir araştırma, bu karmaşık değişimin temel nedenlerini ayrıştırarak, modern ilişkilerin nasıl şekillendiğini açıklıyor.
Max Planck Demografik Araştırma Enstitüsü’nden Julia Leesch ve Trinity College Dublin’den Jan Skopek’in ortak çalışması, Amerika Birleşik Devletleri ile Fransa’da 1960’lardan başlayarak 2010’lara kadar süren evlilik verilerini analiz etti. Araştırmacılar, özellikle 25-34 yaş arasındaki evli kadınlara odaklandı çünkü bu yaş grubu, genellikle ilk evliliklerin gerçekleştiği dönemi temsil ediyor. Çalışmada, eğitim seviyesi üç kategoriye ayrıldı: ortaöğretim altı, tamamlanmış ortaöğretim ve üniversite mezunu olmak.
Bu araştırmanın yeniliği, eğitimdeki genel artış ile kadınlar lehine değişen eğitim dengesi etkilerini birbirinden ayırması oldu. Son 50 yılda üniversiteye gidenlerin sayısı artarken, kadınların eğitimde erkekleri geçmesi nedeniyle evlilik tercihleri değişti. Leesch ve Skopek, “karşıt senaryo analizleri” adlı yöntemle eğer eğitim dengesi 1960’lardaki gibi kalsa bile eğitim seviyesi genel artışının evlilik modellerine olan etkisini modelledi. Bu sayede, evliliklerdeki eğitim açısından gözlemlenen değişimin ne kadarının kadınların eğitim başarısından, ne kadarının ise genel eğitim seviyesinin yükselmesinden kaynaklandığı netleşti.
Araştırma sonuçları iki ülke arasında dikkat çekici farklar gösteriyor. ABD’de, 1960’larda çiftlerin yaklaşık %62’si aynı eğitim seviyesine sahipken bu oran 2000’lerde %71’e yükseldi. Bu artış, kadın ve erkek arasındaki eğitim farkındaki değişimle paralel ilerlerken, eğitimdeki genel yapısal değişimler bu etkiyi kısmen dengeledi. Öte yandan Fransa’da evlilikte eğitim uyumu oranı, 50 yıl içinde önce azaldı sonra yeniden yükseldi. Bu U şeklindeki trend, ülkedeki eğitim sisteminin daha merkezi ve katı yapısına bağlandı ve genel eğitimin genişlemesi bu iniş çıkışta başrolü oynadı.
Çiftler arasındaki eğitim farklarına bakıldığında da önemli gelişmeler yaşandı. ABD’de kadınların kendi eşlerinden daha yüksek eğitimli olma oranı 1980 sonrası artış gösterirken, eşinden daha düşük eğitimli kadınların oranı 1970’lerden sonra azaldı. Her iki ülkede de eğitim açısından erkeklerin üstün olduğu evlilikler (hipergami) azalırken, kadınların daha eğitimli olduğu durumlar (hipogami) farklı seyirler izledi. Genel eğitim artışı hipogamiyi eğilim olarak azaltırken, kadınların üniversite mezunu olma oranındaki artış tam tersine etkide bulundu.
Evlilikte eğitim düzeylerine göre partner seçimi, sadece kişisel tercihler değil, aynı zamanda toplumların ekonomik yapısını da doğrudan etkiliyor. Araştırmada belirtildiği üzere yüksek eğitimli bireylerin birbirleriyle evlenme eğilimi, gelir ve servet farklarının daha da açılmasına yol açabiliyor. Bu durum, modern toplumlarda ekonomik eşitsizliğin daha da belirginleşmesine neden olabiliyor. Ayrıca eğitim temelli eşleşmenin değişimi, toplumsal cinsiyet rollerindeki dönüşümü, iş gücündeki cinsiyet eşitliği gelişmelerini ve kültürel algıların evrimini de yansıtıyor.
Araştırmacılar, online flört uygulamaları ve teknolojinin partner arama yöntemlerini değiştirmesinin, evlilikte eğitim uyumu dinamiklerini daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı. Bunun yanında göç hareketleri, yaş farkları ve evlilik yaşı ertelemeleri gibi faktörlerin de evlilik istatistiklerine etki ettiği belirtildi. Araştırma çerçevesinde, bireylerin eş arama kriterlerini nasıl adapte ettiğini anlamak için ilerleyen yıllarda daha kapsamlı çalışmaların yapılması gerekecek.
Bu çalışma, eğitim seviyesindeki demografik değişimlerin evlilik tercihleri üzerindeki etkisini nesnel bir bakış açısıyla ortaya koyarak sosyal bilimlerin evlilik sosyolojisi alanında önemli bir boşluğu dolduruyor. Kadınların eğitimdeki yükselişi ve genel eğitim seviyesindeki artışın evlilik yapılarını nasıl şekillendirdiğini anlamak, gelecekte aile politikaları, eğitim stratejileri ve toplumsal eşitlik konularında yapılacak çalışmalara ışık tutacak.
📎 Kaynak: psypost.org



