ABD’de yapılan geniş çaplı bir araştırma, farklı maddelerin suç işleme ve tutuklanma oranları üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Özellikle PCP ve esrar gibi maddelerin suç oranlarını artırdığı, buna karşın psilosibin kullanımının bazı suçlarda tutuklanma riskini azalttığı tespit edildi. Ancak bu etkilerin ırk, yaş ve sosyal koşullara göre değişiklik gösterdiği de belirtildi.
Jesse J. Norris liderliğindeki bilimsel çalışma, yaklaşık 544 bin Amerikalının 10 yıllık verilerini inceledi. Hedef, uyuşturucu kullanımının suç davranışlarıyla ilişkisini daha önce az araştırılmış maddeler üzerinden anlamaktı. Çoğu araştırma alkol ve esrar gibi yaygın maddelere odaklanırken, Norris özellikle PCP (fensiklidin) gibi nadiren çalışılan kimyasalların etkilerini analiz etti.
Ulusal Uyuşturucu Kullanımı ve Sağlık Araştırması’nın verileri kullanılarak yapılan çalışma, katılımcıların geçmişte kullandıkları maddeler ile tutuklanma ve kendilerinin bildirdiği suç davranışları arasındaki bağlantıyı ortaya koydu. İstatistiksel analizlerde yaş, cinsiyet, gelir ve eğitim seviyesi gibi faktörler de kontrol edildi, böylece doğrudan madde etkileri daha net görünmeye çalışıldı.
Sonuçlar PCP kullanımının özellikle şiddet içeren suçlarla kuvvetli bir şekilde ilişkili olduğunu gösterdi. PCP kullanan kişiler, ciddi şiddet suçlarından dolayı tutuklanma olasılığının diğerlerine göre 10 kat fazla olduğu belirlendi. Hatta bazı vakalarda yamyamlık veya kafa kesme gibi aşırı anekdotlarla ilişkilendirilse de, çalışma bu tür istisnaların yaygın olmadığını ancak şiddet eğiliminde bariz artışlar olduğunu vurguladı. Benzer şekilde GHB adlı madde de kundaklama, yağma ve dolandırıcılık gibi suçlarla ilişkilendirildi.
Psilosibin ise daha farklı bir tablo çizdi. Bu maddeyi kullanmış bireylerin saldırı, hırsızlık, gasp gibi suçlardan tutuklanma oranlarının daha düşük olduğu gözlemlendi. Ancak benzer beynel etkiler yaratan diğer psikedelikler, örneğin DMT ve “Foxy” gibi maddeler, bazı suç türlerinde tutuklanma riskini artırdı. LSD ve Salvia divinorum ise karışık sonuçlar gösterirken, bu maddelerin etkilerinin kullanım bağlamı ve kullanıcı profili gibi sosyal faktörlere bağlı olduğu düşünüldü.
Araştırma, madde kullanımının suç oranlarıyla olan ilişkisinin basitten çok karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Madde etkileri kadar kullanıcıların sosyoekonomik durumu, ırk ve yaş gibi değişkenler de ciddi rol oynuyor. Örneğin, psilosibinin yetişkin beyaz bireylerde koruyucu etkiler gösterirken, gençlerde veya Afrikalı Amerikalı gruplarında bu koruma görülmedi. Bu durum, yapısal eşitsizlikler ve farklı toplumsal baskılarla açıklanabilir.
Araştırmada ayrıca esrar kullanımının suç oranları üzerindeki etkisi de şaşırtıcı bulundu. Genellikle suçla ilişkisiz görülen esrarın, tutuklanma ve kendini beyan eden suçlarda yüksek oranda bağlantılı olduğu saptandı. Ancak uzmanlar, bu verilerin mutlaka uyuşturucunun doğrudan suç nedeni olduğunu göstermediğini; daha çok madde kullananların sosyal çevre ve koşullarının suç işleme riskini artırabileceğini belirtiyor.
Çalışmanın kısıtlamalarından biri, verilerin anketlere dayanması sebebiyle bazı olayların doğru hatırlanamaması veya gizlenmesi olasılığıdır. Ayrıca uyuşturucu kullanımı ile suç eylemi arasındaki nedensellik net olarak ortaya konulamıyor. Norris ve ekibi, ileride psikedelik kullanım sıklığı ve zamanlaması gibi daha ayrıntılı verilerle bu ilişkiyi daha iyi analiz etmeyi planlıyor.
Özetle, bu çalışma farklı maddelerin suç üzerindeki etkilerinin birbirinden büyük ölçüde farklı olduğunu ve sosyal bağlamın da bu ilişkide kritik rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu, hem suç önleme politikalarında hem de madde kullanımıyla mücadelede daha hedefli ve bilimsel stratejiler geliştirmek için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
📎 Kaynak: psypost.org



