Psikoloji

Kişilik Özellikleri Derin Sahte Videoları Ayırt Etmede Etkili

Yapay zekanın gelişimiyle birlikte ortaya çıkan derin sahte (deepfake) videolar, gerçeklik algımızı zorlayan yeni bir tehdit haline geldi. Bu yapay medya türleri, insanların hem kişisel hem de toplumsal güvenliğini tehdit ediyor. Ancak, yapılan son araştırmalar, bireylerin bu tür sahte içerikleri ayırt etme konusundaki özgüvenlerinin, kişilik özellikleriyle yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

2023 yılında F1000Research dergisinde yayımlanan kapsamlı bir çalışmada, özellikle dürüstlük ve uyumluluk gibi kişilik boyutlarının, genç yetişkinlerin derin sahte videoları fark etmedeki kendine güvenlerini anlamada anahtar rol oynadığı vurgulandı. Araştırma, insan psikolojisinin dijital dünyadaki algı kırılganlığımız üzerinde düşündüğümüzden daha fazla etkisi olabileceğini gösteriyor.

Derin sahte teknolojisi, gerçek kişilerin yüz ifadelerini, ses tonlarını ve hareketlerini taklit eden videolar veya ses kayıtları oluşturmak için yapay zekadan yararlanıyor. Bu teknoloji, binlerce görüntü veya ses örneği üzerinden öğrenerek, kişilerin hiç yapmadığı hareketleri ve konuşmaları gerçekçi biçimde yeniden üretebiliyor. Zamanla ayırt edilmesi zorlaşan bu manipülatif içerikler, doğru bilginin yayılmasını engelleyerek hem bireysel hem de toplumsal zararlar doğuruyor.

Çalışmanın odaklandığı soru ise, neden bazı bireylerin bu dijital yanıltmacalara karşı daha emin ve farkında olduğu, bazılarının ise kendini yetersiz hissettiğiydi. Psikolojide “öz-yeterlilik” olarak tanımlanan bu kavram, bireyin belirli bir durumda başarıya ulaşacağına dair inancını ifade ediyor. Araştırmacılar, bu öz-yeterliliğin altında yatan kişilik özelliklerinin, bireylerin sahte medyayı algılama kapasitesine nasıl yön verdiğini irdeledi.

BINUS Üniversitesi’nden Prof. Juneman Abraham’ın liderliğindeki ekip, HEXACO kişilik modelini temel alarak 18-25 yaş arası 200 genç yetişkin üzerinde bir anket gerçekleştirdi. HEXACO modeli, insan kişiliğini dürüstlük-alçakgönüllülük, duygusallık, dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk ve deneyime açıklık olmak üzere altı temel boyutta ele alıyor. Katılımcılar, bu kişilik boyutlarına ek olarak derin sahte içerikleri tanıma konusundaki öz-güvenlerini de değerlendirdi.

Analizler, kişilik özelliklerinden yalnızca dürüstlük-alçakgönüllülük ve uyumluluğun, bireylerin derin sahte videoları tespit etmedeki kendine güvenini anlamada belirleyici olduğunu ortaya koydu. İlginç olan, bu iki özellik arasında tam tersi yönde bir ilişki bulunmasıydı. Dürüstlük ve alçakgönüllülük puanı yüksek olan kişiler, sahte videoları tanımadaki yetkinliklerine dair daha düşük özgüvene sahipti. Bu sonuç, bu grubun teknolojinin manipülatif yönlerine karşı daha hassas ve endişeli olduğunu gösterdi. Öte yandan, uyumluluğu yüksek bireyler, başkalarıyla iş birliği ve ortak akıl yoluyla sahte içeriklere karşı daha güçlü olduklarını düşünerek daha yüksek güven duyuyordu.

Bu bulgular, derin sahte video’sunun sadece teknolojik bir sorun olmadığını, aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir meydan okuma olduğunu gösteriyor. Bireysel düzeydeki özgüven, sistematik yanıltmaya karşı yeterince koruyucu değil. Abraham, özellikle Doğu ve Güneydoğu Asya gibi kolektivist kültürlerde, toplum içinde güven ve dayanışmanın dijital okuryazarlıkta kritik rol oynadığını belirtiyor.

Araştırma aynı zamanda, diğer kişilik boyutlarının –duygusallık, dışadönüklük, sorumluluk ve deneyime açıklık– derin sahte videoları tespit etme konusundaki özgüven üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını ortaya koydu. Bu durum, bireysel başarıya yönelik bazı kişilik erdemlerinin bu alanda etkili olmadığını ve sorunun daha geniş bir yapısal sorun olduğunu işaret ediyor. Ayrıca, erkekler ile kadınlar arasında da kayda değer bir özgüven farkı tespit edilmedi.

Araştırmanın sınırları göz önüne alındığında, katılımcıların gerçek performansları değil, yalnızca kendi algıladıkları yetkinlik ölçülmüştür. Kendine aşırı güven hali, psikolojide “Dunning-Kruger etkisi” olarak bilinen bir yanılsama yaratabilir. Yani, güvenli hissetmek her zaman doğru tespit yeteneği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle ileride yapılacak çalışmaların gerçek derin sahte videolarla testler gerçekleştirmesi öneriliyor.

Bu çalışma, özellikle küresel ölçekte farklı kültür dinamiklerine sahip ülkelerde dijital medya okuryazarlığının geliştirilmesi adına önemli bir rehber rolü görebilir. Abraham’ın “Dijital Psikoetik” olarak tanımladığı kavram, teknolojinin etik kullanımı ve insan bütünlüğünün korunması için yeni bir bilimsel zeminin oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Derin sahte videoların algılarımızı nasıl şekillendirdiği ve güvenimizi nasıl test ettiği konusunda farkındalık yaratmak, hem bireylerin hem de toplumların dijital dünyada daha dirençli hale gelmesini sağlayabilir.

Sonuç olarak, kişilik özelliklerinin dijital yanılsamalara karşı mücadelede ne denli kritik bir faktör olduğu ortaya çıktı. Bu veriler, gelecekte geliştirilmesi planlanan dijital eğitim programlarının, sadece teknik becerilere değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal dinamiklere de odaklanması gerektiğini işaret ediyor. Yapay zekanın yarattığı yeni gerçeklik dalgasında insan unsuru, teknolojinin sınırlarını çizmede en önemli savunma hattı olacak gibi görünüyor.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

233 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments