Psikoloji

Dikkat Eksikliği Olan Gençlerde Depresyon Oranı 6 Kat Arttı

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuk ve ergenlerde depresyonun yaygınlığı bilim dünyasında yeni bir çalışma ile netleşti. Yapılan kapsamlı araştırma, DEHB’li gençlerde depresyon görülme oranının yaklaşık yüzde 12 olduğunu ortaya koydu. Bu oran, DEHB’si olmayan akranlarıyla kıyaslandığında neredeyse altı kat daha fazla. Bu bulgu, özellikle gençlerde ruh sağlığı desteğinin önemine yeni bir vurgu yapıyor.

DEHB, dikkat dağınıklığı, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik gibi belirtilerle bilinen nörogelişimsel bir bozukluk. Ancak son dönemde uzmanlar, DEHB’nin sadece davranışsal sonuçlarla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda zihinsel sağlık sorunlarına da zemin hazırladığını fark etti. Araştırmalar, DEHB’li çocukların ek olarak depresyon gibi ruhsal rahatsızlıklara da sıkça yakalandığını gösteriyor. Fakat eşzamanlı depresyonun kesin oranı üzerine yeterli veri bulunmuyordu. Bu bilgi boşluğunu doldurmak isteyen Edinburgh Üniversitesi’nden Shipei Wang liderliğindeki ekip, dünya genelinden elde edilen verileri bir araya getirdi.

Toplamda 6.815 çocuk ve ergeni kapsayan ve 24 farklı çalışmanın analiz edildiği meta-analizde, araştırmacılar özellikle zihinsel engeli olmayan DEHB’li bireylere odaklandı. Bu ayrım; zihinsel engellerin depresyon üzerindeki kendi bağımsız etkisini elemek amacıyla yapıldı. Çalışmadaki katılımcıların yaşları 5 ile 19 arasında değişiyordu ve çoğunluğunu erkek çocuklar oluşturuyordu. Depresyon, klinik görüşmeler, standart anketler veya bunların birleşimi kullanılarak değerlendirildi.

Bulgular, depresyonun DEHB’li gençlerde ne derece yaygın olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmalarda depresyon oranları yüzde 1,7’den yüzde 60’a kadar geniş bir aralıkta yer aldı. Ancak tüm veriler toplandığında ortalama oran yaklaşık yüzde 11,31 olarak hesaplandı. Özellikle karşılaştırmalı çalışmalar, DEHB’li gençlerde depresyon riskinin, akranlarına oranla çok daha yüksek olduğunu doğruladı. Bu riskin kız çocuklarında erkeklere kıyasla daha fazla olduğu saptandı; kızlarda bu oran neredeyse yüzde 21 olurken, erkeklerde yaklaşık yüzde 9 civarındaydı.

Araştırmanın dikkat çekici noktalarından biri, depresyon tanısında kullanılan yöntemlerin sonuçları doğrudan etkiliyor olmasıydı. Sadece klinik görüşme yapılan çalışmalarda depresyon oranları daha düşük (yaklaşık yüzde 8,4) görünürken, hem görüşme hem de anketlerin kombinasyonunu kullananlarda oranlar yüzde 21’e kadar çıktı. Bu durum, DEHB ve depresyon belirtilerinin bazı benzerlikler göstermesinden kaynaklanıyor. Örneğin, dikkat eksikliği ve huzursuzluk hem DEHB hem depresyonun ortak belirtilerinden olabilir. Bu nedenle standart anketler DEHB’li çocuklarda depresyon belirtilerini abartılı şekilde ölçerken, görüşmeciler bazen depresyonu yanlışlıkla DEHB’nin bir parçası olarak değerlendirebiliyor.

Bu karmaşıklığın ışığında araştırmacılar, DEHB’li gençlerin ruh sağlığı değerlendirmesinde özel olarak tasarlanmış yeni ölçüm araçlarına ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Böylece hem depresyonun gizlenmesi önlenebilir hem de doğru tedaviye ulaşmak kolaylaşabilir. Ayrıca, araştırmanın farklı çalışma türleri ve katılımcı profilleri arasında önemli varyasyonlar barındırması nedeniyle elde edilen sonuçların temkinli yorumlanması gerektiği belirtiliyor.

DEHB ve depresyonun bu sıkı bağlantısı, gençlerin ruh sağlığı alanında kritik bir dönüşümün habercisi olabilir. Psikiyatri ve pediatri alanlarında yapılacak yeni çalışmalarla, hem DEHB’yi hem de eşlik eden depresyonu daha iyi tespit eden, bireye özel tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi mümkün olacak. Bu sayede gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve uzun vadeli psikolojik sağlık sorunlarının önüne geçilmesi hedefleniyor.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

332 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments