Çocuklarda inme nadir görülse de yeni yapılan araştırmalar, geçirdiği enfeksiyonun felç riskini geçici olarak iki katına çıkarabileceğini ortaya koydu. Aynı zamanda, standart çocuk aşılarının bu tür damar olaylarına yol açmadığı bilimsel olarak doğrulandı. Çocukluk çağında felç, nadir görülen ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor ancak son bulgular, sık rastlanan enfeksiyonların bu riski artırabileceğine işaret ediyor.
Avustralya’daki geniş kapsamlı bir çalışmada, çocuklarda inme olaylarının enfeksiyonlar sonrası arttığı tespit edildi. Araştırma, çocukların 60 gün içerisinde geçirdiği enfeksiyonların felç riskini özellikle ilk iki hafta içinde belirgin şekilde yükselttiğini gösterdi. Buna karşılık, çocukluk aşılarının son dönemde alınmasıyla felç arasında herhangi bir bağlantıya rastlanmadı. Bu sonuçlar, küçük yaşlardaki enfeksiyonların ciddi damar problemlerini tetikleyebileceği uyarısını taşıyor.
Araştırma, Victoria eyaletinde 2017-2023 yılları arasında 28 günlükten 18 yaşına kadar yaklaşık 1.4 milyon çocuk üzerinde yapıldı. Sağlık kayıtları, acil servis başvuruları, hastane yatışları, aşı kayıtları detaylı şekilde incelendi. Bu süreçte 571 çocukta inme teşhisi kondu. İnme türlerinin yaklaşık yüzde 60’ı beyne kan akışını tıkayan pıhtı kaynaklı (iskemik) felç, yüzde 40’ı ise kan damarının yırtılmasıyla oluşan (hemorajik) felç olarak kayıtlara geçti.
İncelenen veriler, enfeksiyon geçiren çocukların felç riskinin iki katına çıktığını net olarak ortaya koydu. En sık karşılaşılan enfeksiyonlar ise alt ve üst solunum yolu hastalıkları, sepsis gibi yaygın sistemik enfeksiyonlar oldu. Özellikle grip, COVID-19, solunum sinsityal virüsü gibi virüsler ile beyin zarları iltihabı (menenjit) felç geçiren çocuklar arasında yaygın olarak görüldü. Ayrıca mide ve idrar yolu enfeksiyonları da dikkat çekti. Araştırmacılar, enfeksiyonların ardından kan damarlarında yaşanan iltihaplanma ve bağışıklık sisteminde oluşan anormal tepkilerin felç riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.
Önemli olan bir başka bulgu ise çocukluk çağında felç oranlarının 2017’den bu yana yüzde 42 oranında yükselmiş olması. Araştırmanın yazarı Lachlan Dalli, bu artışın gelişmiş tıbbi görüntüleme teknikleri ve hastane veri kayıtlarındaki iyileşmelerle ilişkilendirilebileceğini belirtti. Dalli, çocuklukta inmenin genellikle kalıtımsal damar sorunları, kalp yetmezliği ya da kan pıhtılaşma bozukluklarından kaynaklandığını, ancak enfeksiyonların bu hastalıkları tetikleyerek riski artırdığını ifade etti.
Araştırmanın çok önemli bir çıktısı ise standart çocuk aşılarının felçle ilişkili olmadığının kanıtlanması oldu. İnmelere zemin hazırlayan asıl faktörün enfeksiyonlar olması, aşıların güvenliği konusunda ailelere önemli bir güvence sunuyor. Bu durum, çocuk sağlığını korumak için hastalıkların önlenmesinde aşıların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Bu çalışma, çocuklarda inmenin nedenlerini anlamada yeni bir pencere aralarken klinik uygulamalarda da kritik bir mesaj veriyor. Doktorların ve ebeveynlerin enfeksiyon geçiren çocuklarda felç belirtilerine karşı daha dikkatli olması gerektiği vurgulanıyor. Araştırma, enfeksiyondan sonraki altı ay içinde özellikle iskemiye bağlı felç riskinin yüksek olduğunu ortaya koyuyor, bu da takip ve erken müdahale stratejilerinin geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Gelecekte yapılacak çalışmalar, enfeksiyonların beyin damarlarına zarar verme mekanizmalarının detaylarını çözmeyi hedefliyor. Ayrıca, yaygın aşılama programlarının uzun vadede çocuklarda inme insidansını azaltmada ne kadar etkili olabileceği araştırılacak. Bu potansiyel yönelimler, çocuk sağlığında enfeksiyonların önlenmesinin sadece bulaşıcı hastalıkları değil, aynı zamanda ciddi nörolojik olayları da önleyebileceği anlamına geliyor.
📎 Kaynak: psypost.org



