Yeni bir araştırma, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların, bilişsel görevlerde akranlarına göre daha az çaba harcadıklarını ortaya koydu. İlginç olan ise bu çocukların, bu zorlu görevleri akranlarından daha zor bulmadıklarını bildirmeleri. Bu durum, DEHB’li çocukların zihinsel çaba algısı ile gerçekten harcadıkları çaba arasında dikkat çekici bir farklılık olduğunu gösteriyor.
Journal of Attention Disorders’ta yayımlanan çalışmada, DEHB tanısı konmuş çocukların kendilerini bilişsel görevlerdeki performansları ve çaba harcama düzeyleri konusunda nasıl değerlendirdikleri mercek altına alındı. Araştırma, bu çocukların farklı bilişsel aktivitelerde kendilerini denetleme ve değerlendirme süreçlerinin, nörotipik yani DEHB’siz akranlarından farklı olduğunu ortaya koydu. Özellikle, çocuklar görevlerin zorluk derecesini benzer biçimde algılarken, DEHB’li çocukların görevlere daha az aktif katıldıklarını bildirmesi dikkat çekti.
Araştırmada “metakognisyon” kavramı önemli bir rol oynuyor. Metakognisyon, kişinin kendi düşünme süreçlerini fark etme ve yönetme becerisidir. Örneğin okuyucu bir paragrafı anlamakta zorlandığı anda tekrar okuması gerektiğini fark ettiğinde, metakognitif becerisini kullanmış olur. DEHB ile ilgili önceki çalışmalar, bu çocukların genellikle yürütücü işlevlerde – dikkat, kural takip etme ve dürtü kontrolü gibi – zorluk yaşadığını vurgulamıştı. Ancak çocukların bu görevleri yaparken nasıl hissettikleri ve kendi çaba algıları oldukça az incelenmişti.
Araştırma ekibi, 8-12 yaş arası 80 çocuk üzerinde çalıştı. Bunlardan 38’i DEHB tanısı almış, 42’si ise nörotipikti. Zeka seviyeleri ve yaş dağılımları birbirine yakın olan bu çocuklara dört ayrı bilişsel görev verildi. İlk test, sözel ve sözel olmayan muhakeme becerisini ölçen kısa bir zeka testiydi. İkinci görev ise zihinsel esneklik gerektiren bir aktiviteydi; çocuklardan harfler ve sayılar arasında belirli bir sırayla bağlantı kurmaları istendi. Üçüncü test, dikkat ve dürtü kontrolünü ölçmek amacıyla renkle yazılmış kelimenin kendisi yerine mürekkep rengi söylenmesini gerektiriyordu. Son görev ise dağınık şekilde verilen basit matematik, okuma ve kopyalama sorularının olduğu yapılandırılmamış bir testti. Bu son görev, çocukların yönlendirme olmadan kendi ilerlemelerini nasıl organize ettiklerini görmek için tasarlanmıştı.
Her testin ardından çocuklar iki soruya yanıt verdi: Testin ne kadar zor olduğu ve ne kadar çaba gösterdikleri. Her iki değerlendirme, 5 seviyeli görsel skalalarla yapıldı. Bulgular, DEHB’li çocukların tüm görevlerde kendilerinin daha az çaba gösterdiğini bildirdiğini ortaya koydu. Ancak, her iki grup testlerin zorluk derecesi konusunda birbirine çok benzer cevaplar verdi. Örneğin, renkle yazılan kelimenin mürekkep rengini söyleme görevi her iki grup tarafından da en zor ve en fazla çaba gerektiren test olarak değerlendirildi.
Bu veriler, “Pozitif İllüzyonel Önyargı” (Positive Illusory Bias) denen bir duruma işaret ediyor. DEHB’li bireylerin kendi performanslarını gerçek başarılarından daha olumlu algılama eğiliminde olduğu bu durum, çocukların zorluğu olduğundan daha az hissedip çabalarını düşük bildirmelerine neden olabilir. Ayrıca, çocukların çaba algılarının genellikle sabit bir kişisel özellik olduğu gözlendi; yani bir çocuk dört testte de benzer çaba düzeyi bildirdi. Öte yandan, her testte algılanan zorluk farklılıkları gösterdi. Bu da çabanın kişisel bir sabit, zorluğun ise göreve özgü bir deneyim olduğunu gösteriyor.
Çalışmanın yazarlarından Adrian Torres Tacchino, çocukların çaba ve zorluk değerlendirmelerinin birbirinden bağımsız olduğunu vurguladı. Bir çocuk bir görevin zor olmadığını söylerken ona çok çaba harcadığını belirtebilir. Bu, çocukların kendi deneyimlerini ölçerken kullandığı değerlendirmelerin hem birbirinden hem de objektif performanstan farklı anlatımları yansıttığını düşündürüyor.
Araştırmanın en önemli mesajı, DEHB’li çocukların bilişsel görevlerde harcadıkları öznel çabanın, sadece test skorlarına bakmanın yakalayamadığı önemli bir boyutu yansıtmasıdır. Bu öznel çaba raporları, çocukların günlük yaşamlarında ve eğitim ortamlarında karşılaştıkları zorlukları anlamada klinik ve eğitimciler için değerli bilgiler sunabilir.
Bununla birlikte, çalışmanın bazı kısıtlamaları bulunuyor. Çocuklar yalnızca her testten sonra bir kez değerlendirme yaptılar; anlık ve görev esnasındaki değişiklikler gözlenemedi. Ayrıca, DEHB’li çocukların çoğu erkekti; kızlar üzerinde aynı sonuçlar geçerli olmayabilir. Gelecekteki çalışmalar, çocukların öznel çaba algılarını belki de bir kendini koruma mekanizması olarak nasıl kullandıklarını araştırabilir.
Sonuç olarak, bu çalışma DEHB’li çocukların bilişsel görevlerde nasıl bir zihinsel tutum sergilediklerine dair yeni perspektifler kazandırıyor. Zihinsel çaba algısının ve motivasyonun anlaşılması, bu çocukların eğitim ve psikolojik destek yaklaşımlarının geliştirilmesinde önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bu tür metakognitif değerlendirmelerin gelecekte daha yaygın kullanılmasıyla DEHB’li çocukların günlük performanslarının ve ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılacağını öngörüyor.
📎 Kaynak: psypost.org



