Dijital finansal hizmetlere erişim, günümüzde ekonomik hayatın önemli bir parçası haline gelirken, COVID-19 pandemisi bu sürecin hızlanmasına neden oldu. Ancak Afrika’da yapılan yeni bir araştırma, pandemi kaynaklı finansal kaygıların dijital finansal hizmetlerin benimsenmesini olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Carnegie Mellon Üniversitesi ve Witwatersrand Üniversitesi’nden araştırmacılar, Afrika kıtasındaki 31 ülkenin verdiği finansal verileri inceleyerek, pandemi döneminde dijital finansal hizmetlere erişimde çeşitlilik yaşandığını buldu.
Bu çalışma, Afrika’daki birçok bireyin pandemi nedeniyle yaşadığı ekonomik sıkıntıların dijital finansal ürün ve hizmetlere ulaşma oranını düşürdüğünü gösteriyor. Pandeminin yol açtığı finansal belirsizlik ve gelir düşüşü, dijital işlemler için gereken internet ve işlem ücretlerini karşılamayı zorlaştırıyor. Araştırmada kullanılan Dünya Bankası’nın 2021 Global Findex Veritabanı, kıtadaki 27 binden fazla yetişkinin yatırım, kredi, ödeme ve risk yönetimi gibi finansal alışkanlıklarını derinlemesine analiz ediyor. Bu sayede, hem bireysel hem ülke seviyesindeki faktörlerin dijital finansal dahil olmaya nasıl yön verdiği ortaya konuyor.
Araştırmanın ilgi çekici sonuçlarından biri, gençler, şehirlerde yaşayanlar ve başkalarına para transferi yapan bireylerin dijital finansal hizmetleri daha aktif kullandığı yönünde. Bu bulgu, şehirlerdeki altyapı ve teknolojik erişimin artmasıyla birlikte genç neslin dijital dünyaya daha hızlı adapte olduğunu gösteriyor. Buna karşın, finansal endişe yaşayanların dijital hizmetlere erişimden kaçındığı ya da uzak durduğu belirtiliyor. Çünkü pandemi döneminde düşen gelir, kullanıcıların hem veri interneti için hem de işlem ücretleri için harcama yapma olanaklarını kısıtlamış durumda.
Ülke düzeyindeki altyapı ve ekonomik çevre de dijital finansal hizmetlerin kullanımını şekillendiriyor. Bankacılık altyapısının düşük olduğu, enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde dijital finansal hizmetlere yönelim daha fazla olurken, ekonomik büyüme ise bu konuda doğrudan bir artış sağlamıyor. Bu durum, ekonomik ilerleme yaşanan ülkede herkesin finansal hizmetlere erişiminin artmadığını, bazı ekonomik istikrarsızlık dönemlerinde kişilerin daha fazla uyum sağlamak zorunda kaldığını gösteriyor. Özellikle enflasyonun yüksek olduğu anlarda, bireyler dijital kanallarla daha pratik ve düşük maliyetli işlemler yapmaya yönelebiliyor.
Araştırma ekibi, pandemi gibi kriz dönemlerinde finansal davranışların oldukça karmaşık bir yapıya sahip olduğunu vurguluyor. Bu nedenle, finansal kapsayıcılığı artırmak için sadece altyapı yatırımları yetmiyor; aynı zamanda ekonomik güvenliği artıran ve krizlerin getirdiği psikolojik baskıyı azaltan politikaların da devreye girmesi gerekiyor. Johannesburg’daki Witwatersrand Üniversitesi’nde Kurumsal Finans Profesörü Chimwemwe Chipeta, “Pandeminin getirdiği finansal kaygıların etkisini hafifletmek için hedeflenen politikalar geliştirmek şart” diyor. Özellikle savunmasız gruplar için ekonomik istikrar sağlamak ve finansal dirençliliği artırmak, dijital finansal hizmetlerin geniş kitlelere ulaşmasının önünü açacak.
Çalışmanın sınırlılığı olarak, tek bir yıl içinde toplanmış çapraz kesit verilerin kullanılması gösteriliyor. Bu durum, uzun vadeli etkilerin ve değişikliklerin izlenmesini zorlaştırıyor. Ancak ilk sonuçlar, finansal kaygı ve dijital finansal hizmetlere erişim arasındaki bağa ışık tutuyor. Afrika gibi hızla dijitalleşen bir kıtada, dijital finansın kapsayıcılığını artırmak için hem bireysel hem toplumsal boyutta destek mekanizmaları kurmak gerekiyor.
Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yedisinin finansal kapsayıcılıkla direkt ilişkili olduğunu düşünüldüğünde, bu alandaki yeniliklerin sadece teknolojik değil, aynı zamanda sosyoekonomik anlamda da büyük önem taşıdığı anlaşılıyor. Dijital finans, Afrika’da sadece teknolojik bir gelişme değil; aynı zamanda yeni iş kolları ve ekonomik dönüşüm için fırsatlar doğuruyor.
Özetle, pandemi finansal teknoloji kullanımını hızlandırsa da, aynı zamanda derin finansal endişeler dijital dünya ile buluşmayı engelliyor. Dijital finansın potansiyelini tam anlamıyla kullanabilmek için ekonomik ve psikolojik engellerin aşılması, eşitsizliklerin giderilmesi gerekiyor. Bu da Afrika’nın gelecekte dijitalleşen finansal dünyaya daha bütüncül ve kapsayıcı şekilde entegre olması anlamına geliyor.



