Yaratıcılığın Etik Rehberi: Bilgelik Olmadan Yaratıcılık Sosyal Faydaya Dönüşmüyor

Yaratıcılık çoğu zaman insanların dünyayı dönüştüren sihirli gücü olarak görülür. Ancak son dönemde yayınlanan bir araştırma, yaratıcılığın tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu. Peki, yaratıcılığımızı gerçekten başkalarının faydasına kullanmamızı sağlayan şey ne? Yanıt: bilgelik. Peking Üniversitesi’nde yapılan bu yeni çalışma, yaratıcılığın ahlaki pusulası olarak bilgelik kavramının önemine dikkat çekiyor ve zekâ ile yaratıcılığın kendi başlarına tarafsız beceriler olabileceğini, ancak bilgelik olmadan bu yeteneklerin bencillik veya zarar verme yönünde kullanabileceğini gösteriyor.

Çalışmanın yürütücülerinden Yuling Wang, psikolojide zekâ ve yaratıcılığın moral olarak nötr sayılmasının uzun süredir tartışma konusu olduğunu belirtiyor. “Bu beceriler hem topluma fayda sağlayabilir hem de manipülatif veya yıkıcı amaçlarla kullanılabilir,” diyor. Bu yüzden araştırmacılar, bilgelik kavramının yani adalet, empati ve erdem gibi değerlerin rehberliğinin gerekliliğine odaklanmışlar. Wang aynı zamanda, bilgelik ve yaratıcılığın farklı alanlardan ölçülmesinin (insani değerler vs. doğal bilimler odaklı) onların gerçek hayatta nasıl birlikte işlediğinin anlaşılmasını zorlaştırdığını söylüyor.

Araştırma çerçevesinde iki ayrı çalışma yapılmış. İlkinde 132 kişi, zorlu sosyal durumlarla ilgili kısa hikayeler okuyarak kendi tepkilerini yazmış, bu sayede katılımcıların mevcut bilgelik seviyeleri değerlendirilmiş. Bunlara ek olarak, günlük yaşam sorunları ve sosyal zekaları ölçülmüş; ayrıca sıra dışı düşünme deneyimlerini anlattıkları metinler bağımsız değerlendiriciler tarafından yaratıcılık açısından puanlanmış. Son olarak, “hipotetik bir denizaltı acil durumunda sınırlı oksijenini yabancıyla paylaşmaya ne kadar istekli olursun?” gibi sorularla prososyal davranış niyetleri ölçülmüş.

İlginç bir sonuç çıkmış ortaya: Düşük bilgelik seviyesindeki katılımcılar için yaratıcılık daha çok bencilce davranışlarla bağlantılıymış, yani yaratıcı kişiler acil durumda başkalarına yardım etmeye daha az eğilim göstermiş. Ancak yüksek bilgelik seviyesinde bu negatif ilişki ortadan kalkmış. Yani bilgelik, yaratıcılığın etik dışı ya da zarar verici şekilde kullanılmasının önüne geçiyormuş. Bu bulgu sosyal beceriler ve yaratıcı potansiyelin dengeli biçimde harmanlandığında ortaya çıkan faydalı bir koruyucu kalkan gibi görünüyor.

İkinci çalışma ise daha geniş bir katılımcı grubuyla 801 kişiyle yapılmış. Burada kişilerden kişilik özelliklerine dair anketleri doldurmaları istenmiş; entegre bilgelik yani keskin zihinsel yeteneklerin beraberinde adalet, iyilikseverlik gibi erdemlerin dengelenmesi; sosyal zekâ; genel yaratıcılık; ve sosyal farkındalık ölçülmüş. Sosyal farkındalık, günlük hayatın küçük anlarında başkalarını dikkate alma, örneğin fikir farklılıklarına saygı gösterme ya da bir ortamda başka kişiye öncelik verme gibi davranışları kapsıyor.

İkinci çalışmanın verileri, yüksek derecede bilgelik taşıyan bireylerde yaratıcılık arttıkça sosyal farkındalık da artıyor şeklindeydi. Yani bilge ve yaratıcı kişiler, çevrelerindeki insanlara karşı daha şefkatli ve kapsayıcı davranıyorlar. Bilgelik seviyesi orta veya düşük olan gruplarda ise yaratıcılıkla sosyal farkındalık arasında böyle bir bağ bulunmamış. Bu durum, bilgelikle desteklenmeyen yaratıcılığın mutlaka iyi niyetli sonuçlar doğurmadığını bir kez daha vurguluyor.

Araştırma, zekâ ile yaratıcılık arasındaki farklılığı da anlamamıza yardımcı oluyor. Zekâ, genellikle doğruluk ve verimlilik odaklı, daha yapılandırılmış bir yetenek olarak görülürken, yaratıcılık daha özgür, açık uçlu ve değer temelli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Wang, araştırmalarında zekânın bilgelik tarafından “aynı şekilde” yönlendirilmediğini belirtse de; zekânın prososyal davranışlarda tamamen etkisiz olduğunu söylemek yanlış olur diyor. Bunun yerine zarafetle hazırlanmış ve insani değerlere dayalı zekâ türlerinin incelenmesinin faydalı olacağını ekliyor.

Araştırmanın birtakım sınırlılıkları mevcut. Örneğin, yardımlaşma eğilimi tamamen kurgu senaryoya dayanmaktaydı ve gerçek yaşamda insanların bu davranışı farklı olabilir. Ayrıca çalışma sadece tek bir kültürel bağlamda yürütüldü, dolayısıyla farklı kültürlerdeki etkileşimlerin de araştırılması gerekiyor. İlginç olan, bilgelik ile ilgili değerlendirmenin daha çok sosyal ve etik alanda yapılması, yani bilgelik ve yaratıcılığın gerçek dünyada birlikte nasıl işlediğini anlamak için aynı türde ve aynı içerikte ölçümlerin kullanılması gerektiğinin altı çizildi.

Sonuç olarak, bu araştırma insan yaratıcı potansiyelinin doğru ve faydalı yöne kanalize edilmesi için bilgelik ve etik değerlerin gerekliliğini net biçimde ortaya koyuyor. Yaratıcılığımızı artırmak önemli elbette, ama asıl sihir bilgelik desteğiyle yaratıcılığımızı “başkaları için”, toplum için faydalı işlerde kullanabilmemizde yatıyor. Böyle bakıldığında, yaratıcılık ve bilgelik ikilisi insanlığın geleceği için umut vaat eden bir güç olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynak: https://www.psypost.org/new-psychology-research-reveals-that-wisdom-acts-as-a-moral-compass-for-creative-thinking/

İlginizi çekebilir