Günümüzde işe alım süreçlerinde ve üniversite kabul değerlendirmelerinde yapay zekanın kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Ancak yeni yapılan bir araştırma, adayların yapay zekanın kendilerini değerlendireceğini bildiklerinde davranışlarını stratejik biçimde değiştirdiklerini ortaya koydu. Bu durum, doğru değerlendirmelerin önüne geçerek hangi adayların seçileceğini etkileyebilir ve sistemlerin güvenilirliğini sorgulatabilir.
İsviçre ve Hollanda’dan araştırmacıların yürüttüğü kapsamlı çalışmada, yapay zeka tarafından değerlendirilme bilinci altında olan adayların daha analitik ve mantıklı yönlerini ön plana çıkarmaya çalıştığı tespit edildi. İnsan kaynakları ve kabul komiteleri yapay zekayı daha fazla kullanırken, özellikle Avrupa Birliği gibi bölgelerde bu süreçlerin şeffaf olması amacıyla yasalar çıkarıldı. Adaylar artık otomatik sistemlerin kendilerini değerlendirdiğini biliyor ve bu bilgi, onların sınav ve mülakat sırasındaki tutumunu doğrudan etkiliyor.
Araştırmacılar, bu stratejik davranış değişikliğini “Yapay Zeka Değerlendirme Etkisi” olarak tanımlıyor. İnsanlar, makinelerin duygulardan yoksun, sadece mantık ve sayılarla ilgilendiği varsayımıyla davranışlarını ona göre şekillendiriyor. Bu varsayım psikolojide “yaygın inanç” olarak adlandırılan bir kavrama dayanıyor ve adaylar mantıklı yanlarını vurgularken, sezgisel ya da duygusal niteliklerini gizleme eğiliminde oluyor.
Çalışmayı yöneten Jonas Goergen ve ekibi, yaklaşık 13.000 katılımcıyla yaptıkları 12 farklı deneyde bu eğilimin kapsamını ortaya koydu. İlk olarak, gerçek iş başvurusu verilerini analiz ettiler ve yapay zekanın işe alımda aktif olarak kullanıldığını düşünen adayların kendilerini daha mantıklı ve analitik göstermeye çalıştığını gözlemlediler. Bunu doğrulamak amacıyla Upwork platformunda yaptıkları bir pilot çalışmada, adayların “İnsan mı yoksa makine mi değerlendirme yapacak?” sorusuna verilen yanıtlar doğrultusunda davranışları değişti.
Deneylerin birinde, kurgu bir üniversiteye başvuran katılımcılar ya insan ya da yapay zeka tarafından değerlendirileceğini düşünerek anketi yanıtladı. Yapay zeka değerlendirmesi bildiren grup, mantıklı ve sistematik bir yaklaşımı tercih ederken, sezgisel yaklaşımlarını bastırdıklarını belirtti. Bu sonuç, insanların makinelerin sadece mantıksal verilerle karar verdiği yönündeki kanının, gerçek davranışlarını etkilediğini destekliyor.
Araştırma aynı zamanda kişisel özelliklerin bu eğilimi nasıl şekillendirdiğine de ışık tuttu. Genç katılımcılar ile eleştirel değerlendirilme korkusu yüksek olan bireyler, yapay zekaya karşı daha fazla analitik tavır sergilerken, bu durum daha deneyimli ya da sakin adaylarda daha az belirgindi. Ayrıca, bir başka deneyde, maddi ödüllerin de olduğu gerçekçi bir değerlendirme ortamında adaylar mantıklı özelliklerini önceliklendirirken, sezgisel yanlarını geri planda bıraktı.
Araştırmanın en önemli bulgularından biri, yapay zeka karşısında sunulan performansın bireylerin gerçek yeteneklerini tam olarak yansıtmadığı yönünde oldu. Katılımcıların yapay zeka tarafından değerlendirildiklerinde, kendilerine dair temel özelliklerden önemli ölçüde saptıkları görüldü. Bu durum, otomatik sistemlerin adayları seçme kriterlerini etkileyebilir ve aslında daha empatik ya da yaratıcı olan kişilerin elenmesine neden olabilir.
Çalışmanın sonucuna göre, yapay zekanın insan davranışlarını değerlendiren mekanizma olarak algılanışı değişmedikçe, adaylar üzerindeki bu “analitik yanını abartma” etkisi devam edecek. Ancak araştırmacılar, yapay zekanın duygusal ve sezgisel kavramları anlayabilecek kapasiteye sahip olduğu fikrinin benimsetilmesi halinde, bu dengenin yeniden sağlanabileceğini gösterdi. Ayrıca, human+AI hibrit sistemleriyle yapılan değerlendirmelerde bu etki kısmî olarak azaltılabiliyor.
Bu bulgular, otomatik işe alım sistemlerinin geçerliliği ve adaleti açısından son derece kritik. İşverenlerin ve üniversitelerin, adayların gerçek yetkinliklerini doğru biçimde ölçebilmek için değerlendirme sistemlerini gözden geçirmeleri gerekiyor. Çünkü yapay zeka değerlendirmesine farkındalıklı adaylar, kendilerini olduğundan farklı göstererek süreci bozabiliyor.
Gelecekte, yapay zekanın insan benzeri sohbet yeteneklerinin artmasıyla adayların otomatik değerlendirme sistemlerine tepkisinin daha da değişmesi bekleniyor. Gelişen teknolojiler adaylarla daha doğal etkileşim kurdukça, “analitik kendini gösterme” eğilimi azalabilir ve bu alandaki yeni araştırmalar bu dinamikleri daha derinlemesine inceleyecek.
📎 Kaynak: psypost.org



