Video oyunlarında yer alan karakterlerin ırkı, oyuncuların gerçek hayattaki bilinçsiz ırkçı tutumlarını şekillendirebiliyor. Brezilya ve Portekizli araştırmacılardan oluşan bir ekip, popüler bir video oyunu üzerinden yaptıkları deneyde, siyahi karakterlerin şiddet içeren davranışlar sergilemesinin beyaz katılımcılarda bilinçaltı önyargıları artırdığını ortaya koydu. Siyahi oyuncular ise aynı görüntüleri izledikten sonra açık ırkçılık düzeylerinde azalma olduğunu bildirdi. Bu sonuçlar, dijital medyadaki ırksal temsillerin izleyiciler üzerindeki etkisinin ne denli karmaşık ve farklı olduğunu gösteriyor.
Brezilya Katolik Üniversitesi’nden Tailson Evangelista Mariano liderliğindeki çalışma, interaktif medya araçlarının toplumsal önyargılar üzerindeki etkisini anlamaya odaklandı. Önceki araştırmalar genellikle televizyon ve filmler gibi pasif medyayı incelediğinden, araştırmacılar video oyunlarının yüksek etkileşim düzeyinin benzer ya da farklı etkiler yaratıp yaratmadığını test etmek istedi. Ayrıca oyuncuların kendi ırklarının video oyunundaki karakterlerin ırkıyla olan ilişkisini inceleyerek, farklı grupların bu içeriklere karşı nasıl tepki verdiğini ortaya koymayı amaçladılar.
Araştırmanın temelinde, açık ve örtük olmak üzere iki ayrı ırkçı tutum türü yer alıyor. Açık tutumlar, bireyin bilinçli olarak kabul ettiği ve ifade ettiği inançlar iken, örtük tutumlar farkında olunmayan, otomatik zihinsel çağrışımlardır. Bu ayrımın anlaşılması, medyanın insanların bilinçaltındaki önyargıları nasıl besleyebileceğine ışık tutuyor. Araştırmacılar, değerlendirme koşullanması ve genel saldırganlık modeli gibi iki psikolojik teori üzerinden medya etkilerini yorumladı. İlk teori, negatif pekiştirmelerle belirli grupların otomatik olumsuz algılanmasının mümkün olduğunu belirtirken, ikinci model şiddet içeren içeriğin zihni saldırganlık düşüncelerine hazırladığını savunuyor.
Deneyde, önceden pek oyun oynamamış 140 yetişkin, Grand Theft Auto V adlı popüler oyundan bir dakikalık iki farklı videoyu izledi. Videolar tamamen aynı sahneler, kamera açıları ve ortamda çekilmişti; tek fark ana karakterin ırkıydı: Siyahi ya da beyaz. Katılımcılar videoları izledikten sonra, bilinçaltı önyargılarını ölçen “İmplicit Association Test” ve açık önyargılarını değerlendiren “Biological Racism Scale” anketini doldurdu. Testler, katılımcıların siyahi yüzleri olumsuz kavramlarla özdeşleştirme hızlarını ölçtü.
Sonuçlar, beyaz katılımcıların siyahi karakterlerin şiddetli davranışlarını izlemesi durumunda bilinçaltında önyargılarının yükseldiğini gösterdi. Beyaz karakterin aynı davranışları sergilemesi ise bu etkileri yaratmadı. Siyahi katılımcılar üzerinde ise karakter ırkının bilinçaltı tutumlara istatistiksel bir etkisi görülmedi. Araştırmacılar, kendi topluluğuna ait bir karakteri izleyen bireylerin bu negatif stereotipleri zihinsel bir kalkanla geri püskürttüğünü belirtti. Açık önyargılarda ise beyaz katılımcıların hangi videoyu izlediklerine bakılmaksızın önemli bir değişim gözlenmedi. Bu durum, sosyal normların açık ırkçı ifadeleri bastırdığına işaret ediyor.
Araştırmanın bir diğer dikkat çeken noktası, siyahi katılımcıların kendi gruplarını olumsuz gösteren sahneleri gördükten sonra açık ırkçılığın azaldığını rapor etmeleri oldu. Bu da psikolojik bir savunma mekanizması olarak, olumsuz stereotiplere karşı kimlik güçlendirme tepkisi olarak yorumlanıyor. Tüm bu veriler, video oyunlarında ırk temsillerinin özenle ele alınmasının gerekliliğini ortaya koyuyor. Karakterlerin sadece şiddetle ilişkilendirilmesinin, özellikle azınlıklara yönelik otomatik olumsuz algıları besleyebileceği vurgulanıyor.
Araştırmacılar, oyun sektörüne çağrıda bulunarak, oyun içeriğinde çeşitliliğin artırılması ve şiddet temalarının azınlık karakterlerle ilişkilendirilmesinin önüne geçilmesini öneriyor. Daha karmaşık, barışçıl ve kahraman rollerdeki siyahi karakterlerin, şu an var olan olumsuz kalıp yargıları kırmada etkili olabileceğine dikkat çekiyorlar. Ayrıca, dijital medyanın bilinçaltı etkilerinin fark edilmesi için medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirtiyorlar. Özellikle gençlerin bu tür içeriklerde eleştirel düşünce geliştirmesinin önemi üzerinde duruluyor.
Çalışma birkaç sınırlılık da içeriyor. Deney, kontrol edilen kısa videolar üzerinden yapıldığı için, gerçek oyun oynama deneyimindeki etkiler farklı olabilir. Ayrıca katılımcıların çoğunun deneyimsiz oyunculardan seçilmesi, sonuçların tüm oyuncu kitlesini genellemek için yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Gelecekte yapılacak araştırmaların, aktif oyun deneyimi yaşayan oyuncularla ve farklı kültürel gruplarla daha kapsamlı çalışmalar yapması öneriliyor. Bu sayede interaktif eğlencenin toplum üzerindeki uzun vadeli etkileri daha net anlaşılabilir.
Sonuç olarak, video oyunlarındaki ırksal içeriklerin bilinçaltı tutumları etkilediği, bu etkilerin izleyicinin kendi ırkı ile ilişkisinin önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı. Dijital dünyada temsilin önemi gün geçtikçe artarken, oyun endüstrisinin bu bulguları dikkate alması eşitlikçi ve adil bir medya ortamı için kritik görülüyor.
📎 Kaynak: psypost.org



