Dünyada özellikle açık hava tutkunları için önemli bir tehdit haline gelen Lyme hastalığına karşı yeni bir umut doğuyor. Pfizer ve Valneva firmalarının geliştirdiği yeni Lyme aşısı, yapılan klinik denemeler sonucunda yüzde 70 oranında hastalık riskini azalttığını gösterdi. Eğer düzenleyici kuruluşlar onay verirse, bu aşı doğa gezginleri, bahçıvanlar ve kenelerle karşılaşma riski yüksek olanlar için önemli bir koruma katmanı oluşturacak.
Lyme hastalığı, Borrelia burgdorferi adlı bakterinin kene ısırığı yoluyla insanlara bulaşması sonucu ortaya çıkıyor. Özellikle ABD, Kanada ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde artış gösteren bu hastalık, kene popülasyonunun iklim değişikliğine bağlı olarak yeni alanlara yayılması ve kış aylarında daha fazla hayatta kalması nedeniyle yaygınlaşıyor. ABD’de her yıl yaklaşık 476.000 kişinin Lyme hastalığı tanısı aldığı tahmin ediliyor. Pfizer ve Valneva’nın geliştirdiği LB6V kod adlı aşı, 2002’den bu yana onay almayı başaran ilk Lyme hastalığı aşısı olma özelliği taşıyor.
LB6V, hastalığı henüz bulaşma aşamasındayken durdurmaya odaklanıyor. Aşı, kişinin vücudunda Borrelia bakterisinin yüzeyindeki OspA proteinine karşı antikorlar üretmesini sağlıyor. Keneler, enfekte bir kişinin kanını emerken bu antikorları da alıyor; böylece bakterinin kenden çıkması engelleniyor. Bu mekanizma sayesinde hastalık önleniyor. Ancak bu koruma için antikor seviyelerinin yüksek tutulması gerekiyor ve tam bağışıklık için dört doz aşının yapılması şart. Bunların ardından düzenli takviye dozlar gerekebilir.
Geçmiş deneyimler ve önceki aşılar, LB6V’nin geliştirilme sürecinde önemli rol oynadı. 1998 yılında onaylanan fakat talebin düşük olmasının yanı sıra bazı yan etkiler şüphesiyle 2002’de piyasadan çekilen LYMErix aşısı da benzer bir mantıkla çalışıyordu. LYMErix’in eklem iltihabı riskini artırdığı iddiaları vardı ancak sonrasında yapılan araştırmalar bu bağın doğru olmadığını gösterdi. Günümüzde ise Valneva, risk oluşturduğu düşünülen OspA proteininin belirli bir kısmını aşıdan çıkararak güvenliği artırmayı amaçlıyor.
Lyme hastalığı, tedavi edilmediğinde ciddi eklem ağrılarına ve kronik problemlere yol açabiliyor. Bu nedenle hastalığa karşı etkin bir aşı büyük önem taşıyor. Özellikle doğada uzun süre vakit geçiren bireyler için bu aşı, enfeksiyon riskini ciddi şekilde düşürme potansiyeline sahip. Ancak uzmanlar, kenelerle mücadelede aşı dışında sinek kovucu kullanımı, düzenli kene kontrolü ve dış mekan aktivitelerinden sonra duş alma gibi önlemlerin de vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor.
Araştırmacılar, Lyme hastalığına karşı geliştirilen aşının yanı sıra başka önleyici yöntemler üzerinde de çalışıyor. Örneğin bazı bilim insanları, bakterinin doğal taşıyıcıları olan farelere yönelik aşılar geliştiriyor. Bu farelere verilen aşılar, bakterinin kene aracılığıyla yayılmasını engelliyor ve çevrede enfekte kene sayısının azalmasına yardımcı oluyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, hastalığın yayılımını önlemede önemli bir strateji olarak görülüyor.
LB6V aşısının dört doz aşamalı bir uygulama gerektirmesi ve bağışıklık kazanmada zaman alması bazı eleştirilere yol açsa da, kısa sürede koruma sağlayacak laboratuvar üretimi antikorlar üzerinde araştırmalar devam ediyor. Ayrıca aşının onay süreci tamamlandığında, halk arasında artan aşı tereddütüne rağmen Lyme hastalığına karşı etkili bir seçenek sunması bekleniyor. Sonuç olarak, Lyme hastalığına karşı çeşitli aşılama ve koruyucu tedbirlerin kombinasyonu, gelecekte daha geniş kitlelerin güvenliğini sağlayabilir ve hastalık yükünü ciddi oranda azaltabilir.
📎 Kaynak: sciencenews.org



