Uzayın derinliklerinde şimdiye kadar gözlemlenenlerden çok daha uzun süren ve enerjisiyle dikkat çeken bir gamma ışını patlaması, bilim insanlarının gündeminde. NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu sayesinde tespit edilen ve GRB 250702B olarak adlandırılan bu olay, evrenin en güçlü patlamalarından biri olarak kayıtlara geçti. Olağan gamma ışını patlamalarına kıyasla süresinin saatlere yayılması, astronomların bu fenomene olan ilgisini katladı.
Gamma ışını patlamaları, genellikle devasa yıldızların kara deliğe dönüşmesi sırasında ortaya çıkar ve kısa, yüksek enerjili ışık parlamaları şeklinde gerçekleşir. Ancak GRB 250702B, sıradışı davranışlarıyla bu standart modeli altüst etti. Rutgers Üniversitesi’nden astrofizikçi Huei Sears’ın da üzerinde çalıştığı bu patlama, beklenmedik biçimde günler öncesinden X-ışını sinyalleri vermeye başladı ve toplamda yaklaşık yedi saat boyu süren ışımalar sergiledi.
Dünya genelindeki teleskop ağları, bu eşsiz patlamayı detaylıca incelemek için seferber oldu. Çin’in Einstein Probe’su ve ABD Ulusal Bilim Vakfı’nın kapsamlı radyo dalgaları araştırma ağı Very Large Array gibi ileri teknolojiler kullanıldı. Bu ekiplerin topladığı veriler, patlamanın enerjisini ve evrimini anlamada kritik rol oynuyor. NASA’nın yayınladığı animasyon, olası model olarak Güneş’in üç katı ağırlığında, yaklaşık 18 kilometre çapında bir kara deliğin bir yıldız ile birleşmesini gösteriyor.
Bu nadir olayın bilim insanları tarafından ortaya konan birkaç açıklaması bulunuyor. Bazıları GRB 250702B’nin aşırı şiddette bir gamma ışını patlaması olduğunu savunurken, diğerleri kara deliklerin yıldızları parçaladığı gelgit bozunumu olayına işaret ediyor. Daha alışılmadık bir teori ise küçük bir kara deliğin, soyulmuş helyum yıldızını yutarak içten enerji açığa çıkarması yönünde. Ortak nokta ise kara deliğin, gözlemlenen süre boyunca uzaya güçlü enerjetik jetler saldığı.
Patlamanın tespiti, NASA’nın Fermi Gamma-ray Uzay Teleskobu tarafından 2 Temmuz’da yapıldı ve ardından birçok yer ve uzay teleskobundan hızlıca takip gözlemleri gerçekleştirildi. Patlamanın şiddeti öylesine yüksekti ki, tek bir gözlem cihazı olayı tam anlamıyla yakalayamadı. Bu yüzden gamma ışınlarından radyo dalgalarına, X-ışınlarından kızılötesi ışığa kadar farklı dalga boylarındaki veri bir araya getirildi.
Bu ilginç patlamanın yaşandığı bölge ise Hubble Uzay Teleskobu tarafından görüntülendiğinde, başlangıçta iki galaksinin birleşiyor olabileceği ya da tek galaksinin toz bandı ile bölünmüş gibi göründüğü fark edildi. Ancak James Webb sayesinde yapılan daha derin gözlemler, patlamanın yaklaşık 8 milyar ışık yılı uzaklıkta gerçekleştiğini ortaya koydu. Bu mesafe, patlamanın Dünya’nın oluşumundan çok önce yaşandığını gösteriyor.
Rutgers ekibinden Huei Sears, Webb’in başta aletlerinden NIRCam ile yürüttüğü follow-up gözlemlerinde bu konuya dair yeni ipuçları elde etti. Seyrek ama karmaşık bir toz bandına sahip büyük bir galaksiyi net bir şekilde gözlemlediklerini belirten Sears, patlamayı çevreleyen yapıların tam olarak çözülmediğini ancak eğer artakalan enerji varsa bunun oldukça sönük olduğunu söyledi.
Araştırmacılar için GRB 250702B üzerine hala kesin bir cevap yok. Bu olayın galaksi içinde gerçekleşen olağanüstü bir gamma ışını patlaması mı yoksa, kara deliğin yıldız yutmasıyla ilgili daha nadir bir gelgit bozunumu patlaması mı olduğu tartışılıyor. Özellikle gelgit bozunumu olarak anılan olaylar, ancak birkaç kez gözlemlenmiş ve nasıl geliştiği hakkında hala katı bilgiler bulunmuyor.
Yine de bu keşiften çıkarılan en önemli sonuç, evrenin en uç koşullarını anlamamız için büyük bir fırsat sunması. Yıldızların ve kara deliklerin evrimini daha iyi kavramak için eldeki verilerin önümüzdeki yıllarda önemli ilerlemeler sağlayacağı düşünülüyor. GRB 250702B, belki de bugüne dek karşılaşmadığımız yeni bir astronomik olayın kapılarını aralamış olabilir. James Webb ve uluslararası ortaklarının bu tür nadir ve enerjik patlamaları keşfetmeye devam edeceği kesin.
📎 Kaynak: sciencedaily.com



