NASA, uzay araçlarının farklı uydu ağları üzerinden sorunsuz iletişim kurmasını sağlayacak deneysel bir iletişim görevinin temel aşamasını başarıyla tamamladı. Başarıyla gerçekleştirilen bu ilk etap sonrasında, proje 2027 yılının Nisan ayına kadar genişletilerek yeni ortaklıklar ve yeteneklerin test edilmesi hedefleniyor.
Polylingual Experimental Terminal (PExT) adını taşıyan teknoloji, uydular arası iletişimde farklı sistemlerin uyumluluğunu artırmayı amaçlıyor. Bu sayede gelecekteki uzay görevlerinin, çeşitli ağlar arasında veri alışverişini daha esnek ve dayanıklı biçimde gerçekleştirmesi mümkün hale gelecek.
PExT, 23 Temmuz 2025’te York Space Systems’in BARD uydusu ile yörüngeye fırlatıldı. Görev, hükümet ve ticari iletişim ağlarının her ikisi üzerinden geniş bantlı veriler gönderilmesini sağlama becerisini göstermek için özel olarak tasarlandı. Geleneksel olarak uzay araçları tek bir iletişim ağına bağlı kalırken, PExT bu durumu değiştirerek Ka-band spektrumunu kullanıyor ve birçok uydu sistemi arasında veri aktarımına imkan veriyor.
Projenin ana hedefleri Aralık 2025’te tamamlandı. Bu süreçte PExT, NASA’nın Takip ve Röle Uyduları sistemi (TDRS) ile Viasat ve SES Space and Defense gibi ticari ağlara başarılı bir şekilde veri gönderdi. Elde edilen bu sonuçlar, NASA’nın Ocak 2026’da görev süresini uzatarak daha geniş çaplı denemelere başlamasına zemin hazırladı.
Görevin sonraki aşamasında, SSC Space’in dünya çapındaki yer istasyonları ağı kullanılarak uzay aracı ile Dünya arasında doğrudan iletişim bağlantıları denenecek. Almanya’nın Weilheim şehrindeki partner yer istasyonu ile 50’den fazla doğrudan bağlantı gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu testler, gelecekteki görevlerin gerektiğinde röle uyduları üzerinden ya da doğrudan yer istasyonlarıyla iletişim kurarak daha yüksek esneklik, daha iyi kapsama alanı ve operasyonel verimlilik sağlamasını amaçlıyor.
Ayrıca NASA, Aalyria Technologies ile iş birliği yaparak Spacetime isimli yazılım platformunu kullanarak kurumsal iletişim hizmetlerini yönetmeyi deneyecek. Bu platform, birden fazla görevin iletişim servislerini planlama, yönetme ve koordineli bir şekilde yürütme imkanı sunuyor. NASA, bu yaklaşımın operasyonları sadeleştireceğini, kullanılabilir hizmetler üzerinde daha şeffaf bir denetim imkanı sağlayacağını ve görev süresi boyunca iletişim desteğinin sürekliliğini artıracağını düşünüyor.
Bu çalışma, ABD Savunma Yenilik Birimi’nin Hybrid Space Architecture programı kapsamında yıllardır devam eden iş birliği ve yatırımlar üzerine kuruluyor. Amaç, hükümet ve ticari uydu sistemlerinin sorunsuz şekilde bir arada çalışabildiği bağlantılı ve uyumlu bir uzay iletişim ekosistemi oluşturmak. NASA, bu çabaya NextSTEP-2 programı kapsamında elde edilen ön çalışmaları da katarak katkı veriyor.
NASA’nın Uzay İletişim ve Navigasyon Programı (SCaN) ile Johns Hopkins Uygulamalı Fizik Laboratuvarı ortaklığında yürütülen proje, sadece bugünkü gösterimler için değil; Dünya yörüngesi ve ötesindeki gelecekteki görevlerin iletişim altyapısını geliştirmek için kritik önemde. Bu yeni teknolojilerin sayesinde, uzay görevlerinin veri iletiminde daha güçlü, esnek ve kesintisiz bağlantılar sağlaması mümkün olacak. Böylece uzay araştırmaları daha kapsamlı ve etkili bir hale gelecek.
📎 Kaynak: sciencedaily.com



