Miyop epidemisine akıllı telefon ekranları hiç sebep olmadı

stylish eyeglasses arranged on white desk
Photo by www.kaboompics.com on Pexels.com

Dünyadaki insanların üçte birinden fazlası miyoptur ve 2000 yılında bu oran yaklaşık 1,5 kat daha düşüktü. Görme bozukluğunun bu kadar hızlı artmasının nedenleri bilim insanları tarafından yoğun şekilde tartışılıyor. Yeni bir çalışmanın yazarları, önceki yaklaşımların sorunu yanlış yerden ele aldığını düşünüyor.

Yirminci birinci yüzyıldaki miyopinin aşırı hızlı yayılması birçok kişi tarafından ekran süresinin artmasıyla ilişkilendirildi — önce bilgisayar ekranları, ardından akıllı telefonlar ve tabletler. Bu bakış açısı pek çok soru doğurdu. Örneğin 2000 yılında Dünya nüfusunun yaklaşık %23’ü miyoptu, o dönemde birçok ülkede ekran süresi halen düşüktü. Daha önce yapılan bazı bilimsel çalışmalar, miyopinin ekran süresiyle doğrudan değil, ters ilişkili olduğunu göstermişti: bir kişi çocukluk döneminde ne kadar az zamanını gün ışığında dışarıda geçirirse, yetişkin olduğunda miyop olma olasılığı o kadar yüksek oluyor. Bu ilişki, araştırmacılar tarafından ultraviyole ışığın görme üzerinde uyarıcı bir etkisi olduğu şeklinde yorumlanmıştı.

Şimdi yeni bir çalışma, bu eski soruna yeni bir açıklama öneriyor. Çalışma Cell Reports dergisinde yayımlandı ve yazarlar, sorunun en temel nedeninin insanlar için tipik olan kapalı ortamlarda düşük ışık altında uzun süre gözleri yakından odaklamanın olduğunu ileri sürüyor.

Araştırmacılar, dışarıda gün ışığı altında görülen ışınım genellikle metrekare başına yüzlerce watt mertebesinde olurken, göz bebeğinin bu parlak ışığa karşı gözün içini aşırı ışığa karşı korumak için daraldığını belirtiyorlar. Ancak göz bebeği yine de retinaya yeterli ışığın ulaşmasına izin verir. Fakat insanlar kapalı iç mekanlarda — ister telefon, ister tablet, ister kitap olsun — yakın nesnelere odaklanırken de göz bebekleri daralır.

Burada önemli olan sadece parlaklık değil; gözün yakındaki nesnenin net görüntüsünü alabilmek için odaklanmasıdır. Bu sırada kapalı alanlardaki ışık şiddeti, gece saatlerinde genellikle metrekare başına yalnızca onlarca watt mertebesinde olur; gündüz saatlerinde bile bu sayı yüz wattın altına düşebilir (duvarlar güneş ışığının büyük bir kısmını engeller). Eğer ışık ölçümleri lüks cinsinden ifade edilirse, dışarıdaki gün ışığı ile kapalı mekânlardaki ışık arasındaki fark onlarla çarpanlara ulaşabilir. Bu durumda ortaya ilginç bir durum çıkar: göz bebeği daralır, ancak retinaya ulaşan ışığın miktarı normal çalışma için gereken seviyenin altına düşer.

Son iki milyon yıl boyunca insan türünün gözlerini uzun süre yakındaki nesnelere odaklamak tipik bir faaliyet değildi; daha faydalı olan uzaktaki nesneleri görmekti. Bu nedenle gözlerimiz bu tür yakın odaklanmaya pek uyumlu değildir.

Araştırmacılar, önerdikleri mekanizmayı destekleyen basit deneyler yaptılar, ancak bu hipotezin kesin olarak test edilebilmesi için geniş kapsamlı deneysel çalışmalar gerektiğini belirtiyorlar.

Araştırmacılar ayrıca şu fikri öne sürüyorlar: miyopi, gözlerin ışık yoğunluğuna bağlı olarak daralan göz bebeklerini zorlamayan güvenli parlaklık düzeyine maruz bırakılarak yavaşlatılabilir veya önlenebilir. Bu ilk bakışta zor görünüyor çünkü insan göz bebeği aydınlıkta otomatik olarak daralır. Yazarlar bunu ya özel lensler (çok odaklı veya kontrastı azaltan) kullanarak ya da göz bebeğinin daralmasından sorumlu kasları bloke ederek yapmayı öneriyorlar. Son seçenek için atropinli göz damlaları kullanılabilir.

Sonuç olarak, yakın geçmişte Avrupa’da yalnızca nüfusun %12-20’sinde tipik olan miyopi, son yarım yüzyılda Avrupa nüfusunun yarısında yaygın bir hale geldi. Dünyanın diğer bölgeleri de benzer bir eğilim gösteriyor; bazı yerlerde bu artış daha yavaş, bazı yerlerde (örneğin Çin’de) daha hızlı oluyor.

Alternatif bir yöntem olarak, basitçe açık havada uzaklara bakarak zaman geçirmek de öneriliyor. Bununla birlikte, modern yaşam koşullarında bu yaklaşım zorlukla uygulanabiliyor, çünkü insanlar sistematik olarak gün içinde birkaç saat açık havada bulunmaktan kaçınıyor.

Güçlendirici lensler bu bağlamda daha güvenilir bir çözüm olabilir; çünkü hem hayvan modellerinde hem de çocuklarda miyopinin ilerlemesini engellediği gösterilmiştir (yazarlar bunu destekleyen önceki çalışmalara atıfta bulunuyorlar). Atropinli damlalar da, modern insanların gün içinde açık havada saatlerce bulunmasından daha kullanışlı olabilir.

Bununla birlikte, bu yaklaşım ne kadar yeni olursa olsun, çocukluk döneminde dışarıda geçirilen zaman ile yetişkinlikte miyop olma riskine dair daha önce tespit edilmiş korelasyonla uzlaştırılması zor görünüyor. Eğer miyopinin tek nedeni yukarıda tanımlanan mekanizma olsaydı, çocukluk dönemindeki bu etkinin yetişkin miyopisi üzerinde bu kadar güçlü bir etki yapması beklenemezdi.

Kaynak: Cell Reports