Dünya

Mikroplastiklerin Atmosferdeki Etkisi ve Kara Kaynaklarının Gücü

Mikroplastikler, gezegenimizin en izole köşelerine kadar ulaşarak doğayı ve canlı sağlığını tehdit ediyor. Bu küçük plastik parçacıklar, havada asılı kalabiliyor ve insanlar ile hayvanlar tarafından solunabiliyor. Ayrıca atmosferde dolaşan mikroplastikler, sonunda denizlere ve topraklara geri düşerek kirliliği artırıyor. Viyana Üniversitesi’nin son yaptığı araştırma, atmosferdeki mikroplastiklerin kaynağı hakkında daha net bilgiler sunarak, kara alanlarının bu kirlenmede büyük rol oynadığını ortaya koydu.

Viyana Üniversitesi Meteoroloji ve Jeofizik Bölümü’nde gerçekleştirilen çalışma, atmosferdeki mikroplastiklerin nerelerden geldiğini anlamak için küresel ölçekte veri ve bilgisayar modellerini bir araya getirdi. Araştırmacılar, hem kara hem de okyanus kaynaklı mikroplastik emisyonlarını tahmin etti. En dikkat çekici sonuç ise kara kaynaklarının okyanustan 20 kat daha fazla mikroplastik parçacık atmosfere saldığını göstermesi oldu. Bu bulgu, daha önce okyanusun ana kirletici olduğu düşüncesine önemli bir güncelleme getirdi.

Atmosferdeki mikroplastiklerin kaynağı uzun zamandır bilim insanlarının ilgisini çekiyor. Bu parçacıklar, lastik aşınması, tekstil lifleri gibi doğrudan kaynakların yanı sıra daha önce plastikle kirlenmiş kara ve okyanus yüzeylerinden atmosfere geri salınabiliyor. Ancak, her kaynağın toplam atmosfere ne kadar mikroplastik bıraktığı konusu yeterince net değildi. Geçmişte yapılan araştırmalar okyanusa ağırlık verirken, yeni çalışma kara kaynaklarının baskın olduğunu net gösterdi.

Araştırmanın kilit noktalarından biri, farklı kaynaklardan gelen mikroplastik miktarını ölçmek için dünya çapında 2.782 yerinde gözlem verisinin toplanması ve bunların bilgisayar tabanlı hava taşıma modelleriyle karşılaştırılması oldu. Model, atmosfere bırakılan ve yeryüzüne çöken mikroplastik parçacık sayısını tahmin ediyordu. Ancak gerçek ölçümlerle karşılaştırıldığında modelin, gözlemlenenden çok daha fazla partikül tahmin ettiği görüldü. Bu fark, modelde revizyona gidilerek kara ve okyanus kaynaklarına ait emisyon tahminlerinin yeniden düzenlenmesini sağladı.

Yeniden kalibre edilen model, kara kaynaklarının mikroplastik emisyonlarının tahmin edilenden düşük olduğunu gösterse de, hâlâ okyanusa göre çok daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Araştırmanın başyazarı Andreas Stohl, “Şimdiye kadar yapılan ölçeklendirmeler, karalardan okyanusa oranla 20 kat daha fazla mikroplastik partikülün atmosfere karıştığını gösteriyor” ifadesiyle sonuçlarını özetledi. İlk yazar Ioanna Evangelou ise, “Okyanustan salınan mikroplastiklerin kütlesinin kara kaynaklarından fazla olmasının sebebi, deniz kaynaklı partiküllerin boyutunun ortalamada daha büyük olması” diyerek önemli bir noktaya dikkat çekti.

Bu çalışma, mikroplastiklerin atmosferde nasıl dolaştığına ve dünya genelinde nasıl yayıldığına dair önemli bir anlayış kazandırıyor. Ancak hâlâ pek çok belirsizlik var. Stohl’un belirttiği gibi, “Veri durumu tatmin edici değil ve büyük belirsizlikler devam ediyor. Trafikten veya diğer kaynaklardan ne kadar mikroplastik geldiğini net biçimde bilmek için daha fazla ölçüme ihtiyaç var. Parçacıkların boyut dağılımı da bilinmiyor; bu nedenle atmosferde taşınan toplam plastik miktarını doğru tahmin etmek zor.”

Gelecekte yapılacak kapsamlı çalışmalar, mikroplastik emisyonlarının daha doğru kaynak bazlı ayrımını sağlayacak. Bu da hava kirliliği ve çevresel plastik kirliliği ile mücadelede yeni stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Özellikle kara kaynaklarının baskın olduğu gerçeği, plastik atık yönetimi ve kentsel kirlilik kontrolü alanında yeni politikaların oluşturulmasını gerektirebilir. Bu araştırma, mikroplastiklerin dünya çevresindeki yolculuğunu anlamada kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.


📎 Kaynak: sciencedaily.com

Kerem

213 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments