Yaşlı yetişkinlerde yaşam süresini tahmin etmek her zaman zorlu bir görev oldu. Ancak Duke Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma, kandaki küçük RNA moleküllerinin önümüzdeki iki yıl içinde hayatta kalma olasılığını yüzde 86’ya varan doğrulukla öngörebileceğini ortaya koydu. Bu bulgu, yaş, kolesterol seviyesi veya fiziksel aktivite gibi geleneksel sağlık göstergelerinden çok daha etkili bir yöntem sunuyor.
Araştırmacılar, 71 yaş ve üzeri 1.200’den fazla katılımcının kan örneklerini analiz etti. Özellikle piRNA adı verilen küçük RNA molekülleri üzerinde duruldu. PiRNA’lar, genlerin gelişim, doku onarımı ve bağışıklık fonksiyonlarını düzenlemesine yardımcı oluyor. Ayrıca, yuvarlak kurtlarda yapılan önceki araştırmalar, piRNA seviyelerinin azaltılmasının yaşam süresini iki katına çıkarabileceğini göstermişti. Ancak insanlarda bu moleküllerin yaşlanma sürecindeki rolü henüz tam olarak anlaşılamamıştı.

Duke Üniversitesi’nden Virginia Byers Kraus ve ekibi, Kuzey Karolina’da uzun süredir devam eden bir sağlık çalışmasında toplanan kan örnekleri üzerinde 828 farklı küçük RNA’yı inceledi. Katılımcıların sağlık kayıtları, fiziksel ve bilişsel test sonuçları ile yaşam tarzı verileriyle birlikte analiz edilen piRNA’ların içinde, özellikle altı tanesinin kısa dönem yaşam tahmininde etkili olduğu belirlendi. Bu moleküllerin seviyeleri düşük olan bireylerde sağlıklı yaşlanma ve daha uzun yaşam süreleri gözlemlendi.
Araştırmanın çarpıcı sonuçlarından biri, piRNA seviyelerinin hayat tarzı ve geleneksel sağlık göstergeleri kadar etkili olmasıydı. Kan örneklerinde bulunan bu özel RNA profilleri, hücrelerin stresle başa çıkma, hasarı onarma kabiliyeti ve yaşlanma süreçlerine dair derin biyolojik ipuçları verdi. Bilgisayar modellemeleri, piRNA seviyelerini ideal düzeye getirdiğinde, katılımcıların iki yıllık yaşam olasılığının yüzde 47’den neredeyse yüzde 100’e yükseldiğini gösterdi. Ancak bu simülasyonlar, biyolojik olarak ulaşılması mümkün veya güvenli olmayabilecek aşırı değişikliklere dayanıyor.

Yale Üniversitesi’nden biyolojik hesaplama uzmanı Raghav Sehgal, elde edilen sonuçların umut verici olsa da dikkatli yorumlanması gerektiğini vurguluyor. Ona göre, piRNA seviyeleri kısa vadeli sağlık sorunları veya kırılganlıkları gösterebilir, ancak henüz klinik uygulamaya girecek seviyede değildir. Bu nedenle, bu bulguların diğer bağımsız çalışmalarda da doğrulanması ve daha genç popülasyonlarda test edilmesi gerekiyor.
Gelecekte, Kraus ve ekip üyeleri, piRNA modellerini 30 yaşından 100 yaşına kadar geniş bir yaş aralığında incelemeyi planlıyor. Ayrıca, diyabet tedavisinde kullanılan metformin ve GLP-1 benzeri ilaçların RNA profillerini nasıl etkileyebileceğini değerlendirecekler. Bu çalışmalar, hangi RNA paternlerinin yüksek risk taşıdığını belirleyerek, bireylerin tedaviden en çok kimlerin fayda sağlayacağını ortaya çıkarabilir. Böylece, yaşa bağlı hastalıkların erken teşhisi ve kişiselleştirilmiş tedaviler için önemli bir adım atılmış olacak.

📎 Kaynak: sciencenews.org



