Psikoloji

Güvenli Seviyelerdeki Herbisit Beyin Dalgalanmasına Neden Oluyor

Günlük hayatta sıkça kullanılan yaygın bir yabani ot ilacı, laboratuvar hayvanlarında anormal kaygı ve aşırı tetikte olma hali yaratıyor. İlginç olan, bu etki sağlam olduğu düşünülen dozlarda dahi ortaya çıkıyor ve bağırsaklardaki duygu durumunu düzenleyen bakterilerin yok edilmesiyle bağlantılı olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, çevresel maruziyetin zihinsel sağlık üzerinde beklenenden daha fazla etkisi olabileceğine dikkat çekiyor.

Puerto Rico Üniversitesi’nden araştırmacılar, insanlarda güvenli kabul edilen dozlarda kullanılan glifosat adlı herbisitin uzun dönem tüketiminin farelerde davranış değişikliklerine yol açtığını ortaya koydu. Glifosat, bitkilerde ve bakterilerde bulunan belirli bir biyokimyasal yolu hedef alarak yabani otları yok eden bir kimyasal. İnsan ve memeli hücrelerinde bu yol bulunmadığı için daha önce zararsız kabul edilmişti. Ancak bu yeni çalışma, dozun düşüklüğüne rağmen söz konusu kimyasalın beyin ve bağırsak sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösterdi.

Deneyde kullanılan erkek fareler 16 hafta boyunca suya eklenen glifosatı, insanlarda kabul edilen güvenli sınır olan vücut ağırlığı başına 2 mg dozunda aldılar. İlk haftalarda fareler arasında gözle görülür bir fark olmazken, zamanla kaygı belirtileri belirginleşti. Yüksek ve açık alanlarda daha az vakit geçiren, yeni nesnelere karşı aşırı temkinli davranan ve normalde merak ettikleri objelerden kaçınan fareler, kimyasalın sinir sisteminde birçok yeni soruyu gündeme getirdi.

Sinirbilimsel incelemeler, farelerin amigdala ve prefrontal korteks gibi tipik korku merkezlerinde olağandışı bir aktivite göstermese de, beyinlerinin “stria terminalis çekirdeği” olarak adlandırılan bölgesinde aşırı uyarılma olduğunu ortaya koydu. Bu alan, tehdidi algılamak ve genel kaygıyı tetiklemekle biliniyor. Dolayısıyla farelerin zararsız olmayan tehlike sinyalleri vermesi, bu bölgedeki hücresel aktivite artışıyla doğrudan ilişkiliydi.

Araştırmacılar ayrıca bağırsak mikrobiyotasını incelediğinde, glifosata maruz kalan farelerin “Lactobacillus” adlı faydalı bakteri grubunu ciddi oranda kaybettiklerini fark etti. Bu bakteriler serotoninin sentezlenmesinde önemli rol oynuyor; serotonin ise ruh halini düzenleyip kaygıyı azaltan doğal bir beyin kimyasalı. Bakteri kaybı, serotonin üretiminin azalmasına yol açarak, beyinde korku ve kaygının kontrolsüz artmasına zemin hazırlıyor. Bu mekanizma, herbisitin bağırsak-beyin eksenine müdahalesi sayesinde kaygı halleri oluşturduğunu gösteriyor.

Çalışma, glifosatın insanlarda da benzer etkiler yaratıp yaratmayacağı noktasında kritik bir soruyu gündeme getiriyor. Zira şu anki yönetmelikler, kimyasalın doğrudan memeli hücrelerine zarar vermediği varsayımına dayanıyor. Oysa bağırsak bakterilerinin etkilenmesi, dolaylı olarak beyin fonksiyonlarını ve ruh sağlığını etkileyebilir. Bu durum, herbisit kullanımında sınırların gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Araştırmanın sınırlamalarından biri, sadece erkek farelerin incelenmesi oldu. Gelecekte dişi fareler ve diğer hayvan modellerinde yapılacak çalışmalarla, maruz kalmanın cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediği anlaşılacak. Ayrıca bağırsak bakterilerinin değişimi sadece deneyin sonunda ölçüldü; düzenli takiple bakterilerin davranış değişikliklerinden önce mi yoksa sonra mı azaldığı tespiti mümkün olabilir.

Sonuç olarak, bu yeni bulgular çevresel toksinlerin zihinsel sağlık üzerindeki dolaylı etkilerini anlamamızda önemli bir adım teşkil ediyor. Günlük hayatta sosyal olarak yaygın ve güvenilir kabul edilen kimyasalların bile beyin ve bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebileceği ihtimali, hem bilim dünyasını hem de kamu sağlığı politikalarını yeniden düşünmeye zorluyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanda yapılacak araştırmalar, hem insan sağlığı hem de kimyasal güvenliği standartları açısından yol gösterici olabilir.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

141 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments