Güneş, gökyüzündeki en yakın yıldızımız olmasına rağmen, iç yapısını ve döngülerini anlamak uzun yıllardır bilim insanlarının en büyük uğraşlarından biri oldu. Yale Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, 40 yıllık gözlem verisini kullanarak Güneş’in görünmeyen katmanlarında gizli kalan özellikleri ortaya koydu. Bu çalışma, Güneş’in faaliyet döngülerinin yüzeyinin altında bıraktığı kalıcı izleri ilk kez net olarak gösterdi.
Güneş, yaklaşık 11 yıllık periyotlarla manyetik kutuplarının yer değiştirmesiyle ortaya çıkan faaliyet döngülerine sahiptir. Bu döngüler sırasında Güneş’in manyetik alanında ve yüzey etkinliklerinde dalgalanmalar gözlemlenir. Sarbani Basu ve ekibi, dünya çapında altı teleskoptan oluşan Birmingham Güneş-Oskülasyonları Ağı’ndan (BISON) elde edilen verilerle, Güneş’in en sakin olduğu dönemlerde dahi yüzey altında nasıl bir değişim yaşandığını inceledi.
Araştırmacılar, yer sarsıntılarından yeryüzünün iç yapısını anlamaya çalışan sismolojinin yöntemini, Güneş için uyarlayarak “helioseismoloji” olarak bilinen tekniği kullandı. Bu yöntem, Güneş’in içinden geçen basınç ve ses dalgalarının yolculuğundaki değişiklikleri ölçerek derinliklerdeki sıcaklık, basınç ve yoğunluk farklılıklarını haritalamayı mümkün kılıyor. Buradaki ince frekans değişimleri, Güneş’in görünür yüzeyinin altında neler olduğunu keşfetmemizi sağlıyor.
Basu’nun ekibi, özellikle Güneş yüzeyinin 20.000 ila 40.000 kilometre altında bulunan, iki kere iyonize olmuş helyumun yol açtığı ses dalgası “bozulmalarını” yakından inceledi. İyonize helyumun varlığı plazmanın basınç alabilirliğini etkiliyor ve bu da ses dalgalarında küçük salınımlar olarak kendini gösteriyor. Araştırmada, Güneş aktivitelerinin en düşük seviyeye indiği dört ardışık minimum döngü detaylıca incelendi.
Özellikle 2008-2009 yılları arasında gerçekleşen 23. ve 24. döngüler arasındaki minimum dönemde, diğerlerine kıyasla koyu farklılıklar gözlemlendi. Bu dönem, son yüzyılın en uzun ve en sakin güneş lekesi aktivitesi sayısının en düşük olduğu döngü olarak kayıtlara geçti. Bölgede ölçülen helyum iyonizasyonunun yarattığı bozulma sinyali güçlenirken, ses hızında da hafif bir artış tespit edildi. Bu değişimler, o dönemdeki azalmış manyetik aktivitenin etkisiyle bölgedeki gaz basıncı ve sıcaklığında incelikli yapısal farklılıkların olduğuna işaret ediyor.
Birmingham Üniversitesi’nden William Chaplin, bu bulguların Güneş’in iç yapısının farklı döngü minimumları arasında nasıl değiştiğinin ilk kez ölçülebilir şekilde ortaya konduğunu belirtti. Araştırma, sadece görünür yüzeyde değil, derinlerde de Güneş’in her döngüde benzersiz izler bıraktığını doğruladı. Bu da Güneş döngülerinin sadece yüzey hareketlerinden ibaret olmadığını gösteriyor.
Bu alanda yapılan çalışmalar, sadece Güneşimizi anlamak için değil, aynı zamanda güneş benzeri yıldızların davranışlarını incelemek açısından da büyük önem taşıyor. Avrupa Uzay Ajansı’nın gelecek yıl başında fırlatmayı planladığı PLATO uydu görevi, bu metodolojinin başka yıldızlara uygulanmasıyla, Dünya benzeri gezegenlere sahip sistemlerde yıldızların nasıl değiştiğini gözlemleyecek. Böylece, yıldız aktivitelerinin gezegen hayatı üzerindeki etkileri daha iyi anlaşılacak.
Sonuç olarak, Güneş’in en sakin anlarında bile iç yapısında meydana gelen değişiklikleri saptamak, yıldızların nasıl evrim geçirdiğini ve manyetik döngülerin derin kökenlerini kavramada yeni bir kapı aralıyor. Gelecekte, bu tür çalışmalar sayesinde sadece kendi yıldızımızı değil, evrendeki milyonlarca benzer yıldızı ve onların gezegenlerini de daha iyi anlamamız mümkün olacak.
📎 Kaynak: skyandtelescope.org



