Kanadalı araştırmacılar, beyin kanserlerinin en agresifi olan glioblastomanın büyümesini önemli ölçüde yavaşlatan yeni bir yöntemi keşfetti. Araştırma, bu ölümcül hastalığa karşı tedavi seçeneklerini genişletebilecek, halihazırda HIV tedavisinde kullanılan bir ilaca da dikkat çekiyor. Glioblastoma için bugün elimizde çok az tedavi alternatifi bulunuyor; bu yüzden bilim dünyasının bu buluşu büyük heyecan uyandırdı.
Çalışmayı yürüten ekip, glioblastoma tümörlerinin yalnızca kanser hücrelerinden oluşmadığını belirtti. Normalde sinir sistemini destekleyen beyin hücrelerinin, tümör büyümesine yardımcı olacak sinyaller gönderdiğini keşfettiler. Bu sinyalleşmenin engellenmesi, deneysel modellerde tümör gelişiminde ciddi ölçüde yavaşlama sağladı. Böylece beyin hücrelerinin, kansere “yardım eli” uzattığı ortaya kondu.
Araştırma, McMaster Üniversitesi ile The Hospital for Sick Children (SickKids) kurumlarının ortak çalışması olarak gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sheila Singh ve ekip arkadaşları, glioblastomanın davranışını değiştiren hücresel etkileşim yollarını deşifre etti. Singh, hastalığı “bir kanser hücreleri yığını değil, dinamik bir ekosistem” olarak tanımlayarak, bu ekosistemdeki kriz noktalarının tedavi için yeni kapılar açtığını ifade etti.
Ekip, özellikle oligodendrosit adlı beyin hücrelerinin tümör ile iletişim kurarak tümörün büyümesini desteklediğini buldu. Oligodendrositler genellikle sinir liflerini korurken, kanser varlığında zararlı bir şekilde tümörü teşvik eden sinyal ağları oluşturuyor. Bu sürecin kilit öğesi olarak CCR5 reseptörü tespit edildi. CCR5, akyuvarlarda bulunan ve HIV enfeksiyonunda önemli rol oynayan bir protein. Kanser hücreleri ve oligodendrositler arasındaki sinyalleşme bu reseptör üzerinden gerçekleşiyor.
İşte tam bu noktada, mevcut tedaviler arasında yer alan ve HIV için onaylı Maraviroc adlı ilacın önemi ortaya çıktı. Maraviroc’un CCR5’i engellemesi, laboratuvar ortamında tümörün büyümesini yavaşlatmayı başardı. Bu gelişme, glioblastoma hastaları için yepyeni bir tedavi yaklaşımının sinyalini verdi. Zira kliniklerde uzun yıllardır güvenle kullanılan bu ilacın kanser tedavisinde kullanılması, yeni tedavi geliştirme sürecini hızlandırabilir.
Araştırmanın ortak yazarlarından Jason Moffat, glioblastomanın hücresel yapısının önceki düşüncelerden çok daha karmaşık olduğunu belirtti. Hastalığın biyolojisini çözmenin kritik bir adım olduğunu, aynı zamanda halihazırda piyasada bulunan bir ilacın hızlıca devreye sokulmasının tedavide çığır açabileceğini vurguladı. Bu sayede hasta ömrünün aylarla sınırlı olduğu glioblastoma için umut ışığı yanmaya başladı.
Ayrıca bu çalışma, Singh ve Moffat’ın Nature Medicine dergisinde 2024 yılında yayımlanan önceki araştırması üzerine inşa edildi. Önceki çalışmada, kanser hücrelerinin beyin gelişiminde kullanılan mekanizmaları kötüye kullanarak yayıldığı anlaşılmıştı. Yeni keşifler ise tümörün iletişim ağlarını hedef alarak, hastalığın ilerlemesini durdurmayı amaçlayan stratejilere yön veriyor.
Bilim insanları, bu araştırmanın glioblastoma tedavisinde çığır açıcı etkiler yaratabileceğini düşünüyor. İlerleyen yıllarda klinik deneylerle Maraviroc’un etkinliği test edilecek ve potansiyel olarak tedavi protokollerine eklenebilecek. Bu gelişmeler, kanserin en ölümcül türlerinden birine karşı mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
📎 Kaynak: sciencedaily.com



