Psikoloji

Genç Kadınlarda “Sugar” İlişkilere Açıklık Psikolojik Kırılganlıkları Ortaya Koyuyor

Son dönemde yapılan bir araştırma, genç kadınların “sugar ilişkiler” olarak bilinen maddi çıkar karşılığı yakınlık ve ilişki türlerine karşı açık olmalarının, derin psikolojik kırılganlıklarla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Psikolojik dayanıklılıkta yaşanan zorluklar, duygusal regülasyon problemleri ve ilişkisel becerilerdeki eksiklikler, bu tür ilişkilere açıklığı artıran önemli faktörler arasında sayılıyor. Çalışma, bu eğilimin sıklıkla bireyin çocuklukta yaşadığı olumsuz deneyimlerden kaynaklandığına işaret ediyor.

Sugar ilişkiler, arkadaşlık ya da cinsel yakınlığın maddi destek, para veya hediyeler karşılığında değiş tokuş edilmesi esasına dayanıyor. Kamuoyunda bu ilişkiler genellikle ekonomik, etik ya da ahlaki boyutlarıyla tartışılsa da yeni çalışma, bu davranışın altında yatan duygusal ve bilişsel nedenleri daha derinlemesine analiz etmeyi amaçladı. Araştırmanın odağında, bu tür ilişkilere aktif olarak katılan kadınlar değil, bu ilişki biçimlerine karşı yeniden değerlendirilmiş bir açıklık yer aldı.

Pécs Üniversitesi’nden Prof. Norbert Meskó, çalışmanın amacını şöyle özetliyor: “Sugar ilişkiler üzerine araştırmalar son yıllarda artış gösterdi. Bu ilişkilerde yer alan kadınların duygusal güvensizlik, kişilik işlevselliğinde zorluklar ve ilişki kurmada problem yaşama eğilimleri olduğu bildirildi. Ancak önemli bir soru hep akıllarda kaldı: Bu psikolojik özellikler, bu tür ilişkilere katılımın bir sonucu mu, yoksa önceden var olan durumlar mı? Biz, kadınların bu ilişkilere açıklığını inceleyerek, daha önce gözlemlenen psikolojik kalıpların önceden de mevcut olup olmadığını araştırdık.”

Araştırma kapsamında, 18 ile 35 yaş arasındaki 500 genç Macar kadından veri toplandı. Bu grup, eğitim seviyesi, yaşanılan coğrafi bölge ve toplum tipi gibi kriterlere göre Macaristan nüfusunu temsil edecek şekilde seçildi. Katılımcılar, Aralık 2024’te çevrimiçi bir dizi geçerliliği kanıtlanmış anketi yanıtladı. Anketler, kadınların doğrudan sugar ilişkilere katılımını değil, bu ilişkilere genel tutum ve açıklıklarını ölçmeye odaklandı. Bu yaklaşım, davranışlardan bağımsız bir biçimde, zihinsel eğilimlerin ortaya konmasına imkan tanıdı.

Çalışmada ayrıca erken yaşta oluşan olumsuz bilişsel şemalar ele alındı. Bu şemalar, bireyin kendisi ve dünya hakkındaki derin ve negatif inançlarını içeriyor. Genellikle çocuklukta temel duygusal ihtiyaçların karşılanmaması sonucu ortaya çıkan bu kalıplar; terk edilme korkusu, duygusal yoksunluk ve sosyal reddedilme endişeleri şeklinde kendini gösteriyor. Aynı zamanda kişilik işlevselliği de değerlendirildi. Bu kavram, bir kişinin kimlik duygusunu koruyup sağlam ve destekleyici ilişkiler kurma kapasitesini anlatıyor. Kişilik işlevselliğinde zayıflık yaşayanlar, hedef belirleme, empati yapma veya duygusal yakınlığa dayanma konusunda zorlanabiliyor.

Duygusal regülasyon, yani stres ve olumsuz duygularla başa çıkma biçimleri de araştırmanın önemli bir boyutunu oluşturdu. Katılımcıların kullandığı zihinsel başa çıkma yöntemleri, adaptif –örneğin çözüm arama ya da olumlu yönde düşünme– veya maladaptif –örneğin sorunları takıntı haline getirme, en kötü senaryoyu düşünme veya kendini suçlama– olarak sınıflandırıldı. Veriler, sugar ilişkilere karşı daha açık olan kadınların genel kişilik işlevselliğinde daha fazla bozukluk yaşadığını ve stresle başa çıkma konusunda daha çok zararlı stratejilere başvurduğunu gösterdi. Sağlıklı başa çıkma yöntemlerinin ise bu ilişkilere açıklıkla ilişkisi bulunmadı.

Araştırmanın dikkat çekici bir diğer bulgusu, erken yaşta oluşan olumsuz şemaların dolaylı yoldan sugar ilişkilere karşı tutumu etkiliyor olması. Negatif çocukluk deneyimlerine sahip kadınlarda yetişkinlikte kimlik karmaşası ve duygusal regülasyon sorunları daha sık görülüyor. Bu zorluklar ise bireylerin ticari yakınlık içeren ilişki türlerine daha fazla açık olmalarını açıklıyor. Meskó, “Farklı psikolojik alanlar—erken ilişki deneyimleri, duygu düzenleme ve kişilik işlevselliği—bir arada incelendiğinde, sugar ilişkilere açıklığın kapsamlı bir psikolojik örüntünün parçası olduğunu gördük” diye belirtti.

Araştırma ekibi, duygusal başa çıkma becerileri zayıf olan bireylerin içsel sıkıntılarıyla başa çıkmak için dışsal yollar aradığını vurguladı. Çocukluk kökenli bilişsel çarpıtmalar duygusal istikrarsızlığı artırdığı için, bu kişiler kısa vadeli rahatlama veya kontrol duygusu için sugar ilişkilerin maddi ya da finansal karşılıklarını cazip bulabiliyor. Bu ilişkilerdeki net ve müzakere edilmiş sınırlar, duygusal yakınlığı karmaşık ya da zor bulan kişiler için daha güvenli bir ortam sunma potansiyeli taşıyor. Yapılandırılmış doğası, geleneksel romantik ilişkilerde karşılaşılan duygusal riskleri azaltarak bağlantı deneyimini alternatif bir biçimde yaşama imkanı sağlıyor.

Araştırmanın sonuçları, alışılmışın dışında ilişki biçimlerine karşı tutumların bireyin psikolojik ve gelişimsel geçmişiyle yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Meskó, “Bu faktörlerin ilişkisel tercihlere doğrudan yön vermediğini, ancak bireylerin farklı ilişki türlerini algılayışını ve değerlendirişini etkilediğini belirtmek önemli” diyor. Araştırmanın korelasyon temelli yapısı, neden-sonuç ilişkisini kanıtlamasa da, psikolojik eğilimlerin bu tür ilişkilere açıklığı etkilediğine dair önemli ipuçları sunuyor.

Gelecekte yapılacak çalışmalarla bireylerin zaman içindeki değişimleri izlenecek ve bu psikolojik tutumların gerçekten ilişkisel tercihler üzerinde belirleyici olup olmadığı daha net anlaşılmaya çalışılacak. Ayrıca farklı kültürel ve sosyoekonomik koşullarda sugar ilişkilere bakış açısının nasıl değiştiği araştırılacak. Meskó ve ekibi, “Psikolojik açıklık ve cinsel-ekonomik değiş tokuş arasındaki ilişkiyi daha geniş bir çerçevede inceleyerek, neden bazı bireylerin bu tür ilişkilere daha açık olduğunu anlamayı hedefliyoruz” diyor.

Bu araştırma, sugar ilişkilere yönelik kamuoyu tartışmalarında genellikle marjinalize edilen duygusal ve gelişimsel yönlere dikkat çekiyor. Çalışma, bu tür ilişki biçimlerinin ne onaylandığını ne de kınandığını, bilakis insan davranışlarının karmaşıklığını anlamak için daha empatik ve çok boyutlu yaklaşımlarla değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Daha iyi kavrayış, bireysel tercihlerin altında yatan psikolojik gerçekliklerin aydınlatılmasına katkı sağlayabilir.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

48 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments