Deniz memelileri, derin dalışlarda vücutlarını zorlarken, uzun süre oksijensiz metabolizmaya geçerek lactic asit birikebilir. Bu durum kulak ardı edilemez bir enerji ve oksijen borcuna yol açar. Ancak bilim insanları, fokların bu zorluklardan usta bir şekilde döndüğünü artık daha iyi anlıyor. Yeni bir araştırma, fokların yüzeye çıktıktan sonra bile iyileşme süreçlerinin devam ettiğini, hatta karaya çıktıktan saatler sonra kalp atış hızlarında beklenmedik artışlar yaşandığını gösterdi.
Bu çalışma, Güney Afrika’daki Cape fokları ve Avustralya’da yaşayan Avustralya kürklü foklarının kalp atış hızlarını su altı ve karada izleyerek önemli verilere ulaştı. Bilim insanları, bu iki türün farklı dalış ve avlanma stratejileriyle, çeşitli fizyolojik taleplere yanıt verdiğini ortaya koydu. Araştırma, dalış sonrası sadece yüzeyde değil, karada da devam eden iyileşme mekanizmalarının varlığını ön plana çıkardı.
Kalp atış hızı, oksijen kullanımı ve enerji tüketiminin önemli göstergesi olarak kullanıldı. Cape fokları genellikle su sütununda avlanırken, Avustralya kürklü fokları dibe yakın bölgelerde besleniyor. 2003-2008 yılları arasında 12 dişi focka takılan su geçirmez kalp hızı monitörleri, dalış kayıt cihazları ve radyo vericileri sayesinde dakikada 6 kez veri toplandı. Çalışma, Cape foklarının deniz ve karada geçirdiği döngüyü ortalama 5,5 günde tamamlarken, Avustralya foklarının bu döngüyü 3,8 günde tamamladığını gösterdi.
İlginç bulgulardan biri, fokların karaya çıktıktan sonra kalp atış hızlarında yaşanan ani artışlardı. Özellikle karada dinlenme sırasında kalp atış hızının yaklaşık 6 ila 8 saat içinde 84 atıma kadar yükseldiği gözlemlendi. Bu süre zarfında odak noktası, vücuttaki birikmiş laktik asidi temizlemek ve vücutta biriken oksijen borcunun ödenmesi olabilir. Uzun süreli oksijensiz dalışlar sırasında biriken bu borcun, karada devam eden dinlenme ile birlikte kademeli olarak kapandığı düşünülüyor.
Farklı dalış davranışları da kalp hızıyla doğrudan bağlantılı. Cape fokları derin ve uzun dalışlarda kalp atış hızlarını hızla düşürerek enerji tasarrufu yaparken, Avustralya fokları daha yüzeysel ve dipte uzun süreler geçirdiğinden kalp atışları daha yüksek ve stabil kalıyor. Bu durum, iki türün metabolik ihtiyaçlarındaki farklılığa işaret ediyor.
Araştırmanın en önemli sonucu, fokların karada sadece dinlenmekle kalmayıp, aynı zamanda vücuttaki derin deniz aktivitesi nedeniyle oluşan fizyolojik yükü atmak için aktif bir iyileşme sürecine girdikleri oldu. Önceden düşünülenden çok daha uzun ve karmaşık bir iyileşme mekanizması yürütülüyor ve kalp atış hızının yükselmesi bu sürecin önemli bir parçası. Bu sayede foklar, denizde yiyecek ararken gereken enerjiyi tam kapasite kullanabiliyor ve iyileşmeyi karada sağlayarak hayatta kalma şanslarını artırıyor.
Bilim insanları, bu kalp atışı artışının tam nedenlerini ve diğer faktörlerle nasıl bağlantılı olduğunu çözmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtirken, gelecekte yapılacak araştırmalar bu gizemi aydınlatabilir. Özellikle dalış performansı, avlanma başarısı ve sindirim durumu gibi değişkenlerin iyileşme sürecine etkisi merak konusu. Bu çalışma, deniz memelilerinin ekosistem içindeki hayatta kalma stratejilerine dair yeni bakış açıları kazandırırken, insanlara da zorlu fiziksel streslerden sonra iyileşme mekanizmaları hakkında ilham verebilir.
📎 Kaynak: sciencedaily.com



