Psikoloji

Empati Seviyesi, Mültecilere Destekte Irk Farkını Belirliyor

Dünya genelinde mülteci krizleri, farklı toplumlarda çeşitli tepkiler uyandırıyor. Bazı gruplar daha sıcak karşılanırken, diğerleri yeterince destek göremiyor. Yeni yapılan psikolojik bir araştırma, bir kişinin temel empati düzeyinin mültecilere olan desteğini büyük ölçüde belirlediğini ortaya koydu. Ancak, özellikle düşük empatiye sahip beyaz Amerikalıların mülteci desteklerinde, mültecinin ırkı önemli bir etken haline geliyor.

Missouri Üniversitesi’nden Hannah L. Paul ve Grinnell College’dan Courtney J. Nava’nın yürüttüğü çalışma, mülteci krizlerine yönelik kamuoyunun nasıl şekillendiğine psikolojik açıdan yaklaşıyor. Araştırma, genel empati duygusunun mültecilere yönelik destek için anahtar olduğunu, ancak bu desteğin beyaz Amerikalılar arasında düşük empatili gruplarda mültecinin ırkıyla değişiklik gösterdiğini buldu. Çalışma, The Journal of Race, Ethnicity, and Politics akademik dergisinde yayımlandı.

Araştırmanın merkezinde “ırklandırılmış empati” kavramı yer alıyor. Empati, başkalarının duygularını anlama ve paylaşma yeteneği olarak tanımlanır. İnsanların zihinsel ve duygusal kaynakları sınırlı olduğu için, empati gösterme dereceleri sosyal ve ırksal yakınlıklarına göre değişebiliyor. Özellikle, benzer ırksal ya da sosyal gruptan olan bireylere empati kurmak psikolojik olarak daha kolay olabiliyor. Bu nedenle araştırmacılar, insanların mülteciler konusunda ne kadar destek verdiğinin, mültecinin ırkı ve kendi empati düzeyleriyle bağlantılı olup olmadığını test etmek istedi.

Çalışma kapsamında ABD’nin farklı bölgelerinden 2.600’den fazla katılımcı seçildi. Çalışmanın odak noktası, tarihsel ve sosyal bağlamda ABD’deki siyah ve beyaz toplulukların tutumları oldu. Katılımcılar, mülteci tanımını içeren standart bir metni okurken rastgele seçimle ya Ukraynalı beyaz bir kadının ya da Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden siyah bir kadının fotoğrafını gördü. Fotoğraflardaki kadınların benzer yaşta ve ifadede olmasına özen gösterildi.

Katılımcılar, mültecilerin durumuna ilişkin empati ve desteklerini ölçen bir dizi soru yanıtladı. Empati iki önemli bileşenden oluşuyor: perspektif alma (başkalarının yerine kendini koyabilme) ve duygusal kaygı (müteffik veya savunmasız bireylere karşı korunma duygusu). Ayrıca mültecilerin ekonomik bir tehdit olarak görülüp görülmediği ve onlara destek için bağış yapma ya da politikacılarla iletişime geçme gibi aktif tutumları sorgulandı.

Sonuçlar, genel empati seviyesinin mültecilere verilen desteği güçlü biçimde artırdığını gösterdi. Yaş, eğitim gibi geleneksel demografik faktörler bu etkiyi gölgede bıraktı. Hem siyah hem beyaz katılımcılar arasında yüksek empatiye sahip olanlar, mülteciler konusunda açık ve kapsayıcı tutum sergiledi. Bu gruplar için mülteci kadınların ırkı destek tutumlarını değiştirmedi.

Ancak, düşük empati sahibi beyaz katılımcılar, mülteci kadının siyah olması durumunda desteklerini anlamlı ölçüde azalttı. Siyah katılımcılar için ise mülteci kadının ırkının desteğe etkisi gözlemlenmedi. Siyah katılımcılar, genel olarak tüm mülteci gruplarına yüksek destek verdi. Bu fark, ABD’deki farklı kültürel ve politik dinamiklerle açıklanıyor. Beyaz Amerikalıların göçmenlik politikalarına bakışları daha çok ırksal algılar tarafından şekillenirken, siyah Amerikalılar daha çok paylaşılmış kader ve toplumsal dayanışma çerçevesinde konuyu değerlendiriyor.

Araştırmacılar ayrıca “bağlı kader” (linked fate) kavramını inceledi. Bu, kişinin kendi başarısını ırksal grubunun başarısıyla bağlantılı görmesi anlamına geliyor. Beyaz katılımcılar arasında güçlü bağlı kader hissi, mültecilere verilen desteği azalttı. Siyah katılımcılar için ise tam tersine, bağlı kader duygusu destek oranını artırdı. Bu durum, bireylerin sosyal hiyerarşilerdeki konumlarının kamuoyu görüşlerini etkilediğini gösteriyor.

Siyasi parti aidiyetinin (Cumhuriyetçi ya da Demokrat) empati ve mülteci desteği üzerindeki etkisi araştırmada dikkat çekti. Cumhuriyetçi seçmenlerin genel olarak daha düşük empati ve mülteciye karşı daha az destek sergilediği görüldü. Ancak parti kimliği ile mülteci karşıtlığı arasındaki ilişki, empati farklarından çok daha güçlüydü. Yani siyasi değerler, mültecilere yönelik tutumları doğrudan etkiliyor.

Araştırmanın bazı sınırlamaları bulunuyor. Sadece siyah ve beyaz katılımcılar çalışmaya dahil edildiği için diğer etnik grupların tutumları bilinmiyor. Ayrıca sadece kadın mülteci fotoğrafları kullanıldı; kadınların erkeklere göre daha az tehdit algısı yarattığı biliniyor. Bu nedenle erkek mültecilerle yapılacak benzer çalışmalar farklı sonuçlar doğurabilir. Çalışma mevcut siyasi ortamın bir anlık fotoğrafını çekiyor ve zamanla değişebilecek dinamikleri yakalamakta sınırlı kalıyor.

Gelecekteki araştırmalarda, uluslararası çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerde empati sınırlarının nasıl değiştiği ve göç krizlerine tepkilerin nasıl evrildiği incelenebilir. Toplumları bir arada tutan sosyal kategoriler ve aidiyetler sürekli dönüşüyor. Bu değişkenlik, mültecilere yönelik kamuoyu desteğinin temel psikolojisini anlamada önemli rol oynayacak. Bu çalışma, ABD’deki mülteci kabul süreçlerine dair psikolojik ve politik açıdan yeni pencereler açıyor.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

111 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments