Doğal seçilim yalnızca güçlü bireyleri değil, tüm grupları da destekledi

Yeşil başlı karıncalar (Rhytidoponera metallica) grup seçilimine bir örnektir / © Alex Wild / antnest.co.uk

Biyologlar, 280 ampirik çalışmayı analiz ederek doğal seçilimin yalnızca birey düzeyinde değil, aynı zamanda organizma grupları düzeyinde de işlediğini kesin olarak doğruladı. Katılımcıları arasında özgecil davranış bulunan topluluklar, evrimsel yarışta çoğu zaman bencil bireylerden oluşan topluluklara karşı üstün geldi, hatta bazı bireylerin grup yararı için kendilerini feda etmeleri gerekse bile.

Uzun süre boyunca evrimsel biyoloji, bireysel başarı kavramına odaklandı. Örneğin Richard Dawkins, 1970’lerde “bencil gen” fikrini geniş kitlelere tanıttı. Bu görüşe göre tüm canlılar, genetik kodlarını hayatta tutmak ve aktarmak için çalışan birer “makinedir”. Dışarıdan bakıldığında asil görünen davranışlar bile, nihayetinde DNA’nın kopyalanmasına hizmet eder.

Bu bakış açısına göre gerçek özgecilik bir hata gibi görünür. Çünkü başkalarına yardım etmek için kaynak harcamak, bireyin kendi üreme başarısını azaltabilir. Bu nedenle bilim dünyası uzun yıllar boyunca evrimin birey yerine grup yararını destekleyebileceği fikrine şüpheyle yaklaştı. Eleştirmenler, özgecil bireylerden oluşan bir grupta er ya da geç bencil bir bireyin ortaya çıkacağını, diğerlerinin fedakârlığından yararlanarak kaynakları ele geçireceğini ve onları saf dışı bırakacağını savundu.

Ancak gözlemler bu mutlak bencillik fikriyle her zaman uyuşmadı. Bu çelişkiyi açıklamak için araştırmacılar “çok düzeyli seçilim” (multilevel selection, MLS) kavramını geliştirdi. Bu teoriye göre doğal seçilim aynı anda farklı seviyelerde gerçekleşebilir: genler, hücreler, bireyler ve gruplar. Buna göre, birey için zararlı olan bir özellik, grup için avantaj sağlayabilir ve bu nedenle evrimsel süreçte korunabilir.

Bilim insanları yaklaşık 2800 bilimsel makaleyi inceledi ve bunlardan 280’inin çok düzeyli seçilimi doğrudan ampirik olarak desteklediğini belirledi. Çalışmanın sonuçları Frontiers in Ecology and Evolution dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar bu olguyu gösteren birkaç çarpıcı örnek sundu. Tavukların yumurta üretimini artırmak isteyen yetiştiriciler, ilk deneyde en verimli bireysel tavukları seçip çoğalttı. Ancak bu yöntem başarısız oldu. Çünkü seçilen tavuklar en agresif olanlardı ve yem kaynaklarına erişmek için diğer tavukları öldürüyorlardı. Sonuç olarak popülasyon daha saldırgan hale geldi ve toplam yumurta üretimi azaldı.

İkinci deneyde ise yetiştiriciler tek tek bireyleri değil, tüm kafesin toplam üretkenliğini değerlendirdi ve en başarılı grupların soyunu devam ettirdi. Sonuç tamamen farklı oldu. Daha barışçıl tavuklardan oluşan gruplar ortaya çıktı, ölüm oranı azaldı ve yalnızca beş nesil içinde yumurta üretimi yüzde 160 arttı.

Başka bir deneyde bilim insanları, Tribolium castaneum adlı un böceklerini küçük popülasyonlar halinde seçti. Bu durumda böcekler evrimsel olarak yamyamlık geliştirdi. Popülasyon büyüklüğünü düşük tutmak için kendi türlerinin yumurtalarını yemeye başladılar. Bu, seçilim baskısına verilen bir uyum tepkisiydi.

Bir başka deneyde araştırmacılar, çökelme hızına göre maya hücrelerini seçti. Bu özellik, hücrelerin birbirine yapışmasını gerektiriyordu. Sadece 600 seçilim döngüsü sonunda maya hücreleri çok hücreli yapılara evrimleşti. Yeni yapılar atalarına göre 20.000 kat daha büyük ve 10.000 kat daha dayanıklı hale geldi. Hücreler, hayatta kalmak için bölünmeden sonra ayrılmamayı “öğrendi”. Böylece grup düzeyindeki seçilim baskısı, tek hücreli organizmalardan çok hücreli yapılara geçişi tetikledi.

Doğal ortamdaki gözlemler de bu süreci doğruladı. Rhytidoponera metallica adlı karınca türünde, işçi karıncaların zehir bileşimi ne kadar çeşitli olursa, koloni o kadar başarılı oldu. Bu çeşitlilik, koloninin hem savunma hem de kaynak toplama kapasitesini artırdı.

Araştırmanın genel sonucu, evrimin aslında bir denge süreci olduğunu gösterdi. Doğal seçilim iki karşıt güçten oluşur. Grup içindeki bireysel seçilim bencilliği teşvik eder, çünkü bireyler kendi avantajlarını maksimize etmeye çalışır. Ancak gruplar arasındaki seçilim ise iş birliğini teşvik eder ve bencilliği sınırlayan özellikleri destekler.

Sonuç olarak hangi etkinin baskın olacağı, çevresel koşullara bağlıdır. Araştırmacılar ayrıca önemli bir sonuca daha ulaştı: Dünya’daki yaşam tarihinde, ilk hücrelerden insan uygarlıklarına kadar birçok büyük evrimsel geçiş, grup düzeyindeki seçilimin bireysel çıkarlardan daha güçlü olduğu dönemlerde gerçekleşti.

İlginizi çekebilir