Dişi geyiklerin birbirleriyle olan arkadaşlıkları, hayatta kalmalarına yardımcı oldu.

Bazı hayvanlarda sosyal davranış, mantıklı bir hayatta kalma stratejisi gibi görünüyor. Kızıl geyikleri örnek olarak ele alırsak, bilim insanları bu türün dişilerinin birbirleriyle güçlü bağlar kurduğunu ve bunun üremelerine ve popülasyonlarını korumalarına önemli ölçüde yardımcı olduğunu keşfettiler.
Bilimde uzun zamandır kabul görmüş bir gerçek var ki, sosyallik bir hayvanın yaşamına sadece bir ek değil, hayatta kalma ve üreme için hayati bir faktördür. Bu durum, kapalı sosyal gruplar üzerinde yapılan çalışmalarla açıkça gösterilmektedir; örneğin, primatlar veya sırtlanlar gibi, dişilerin tüm yaşamları boyunca aynı grupta yaşadığı ve çatışmalarda birbirlerini desteklediği örneklerde bu açıkça görülmektedir.
Açık, sürekli değişen yapılara sahip, grupların dağılıp tekrar birleştiği toplumlarda sosyal bağların önemi hakkında çok daha az şey biliniyor. İskoçya’daki Rum Adası’nda kızıl geyikleri inceleyen uluslararası bir ekip, bu bilgi eksikliğini gidermeyi amaçladı. Çalışmanın sonuçları Royal Society Open Science dergisinde yayınlandı.
Kızıl geyikler, açık bir sosyal yapıya sahip tipik toynaklı hayvanlardır. Dişiler ömür boyu tek bir sürüye bağlı kalmazlar: bir grupta veya diğerinde yiyecek arayabilirler. Grupların bileşimi sürekli değişir, ancak çekirdek genellikle akrabalardan oluşur. Uzun süre boyunca, bu tür koşullarda güçlü kişisel bağların belirleyici olmadığına, hayatta kalmanın daha çok şansa, sağlığa veya yaşam alanının kalitesine bağlı olduğuna inanıldı.
Bilim insanları, Rum Adası’nın kuzey kesimindeki ren geyiği popülasyonunun 42 yıllık izlenmesiyle oluşturulan bir veri tabanını analiz etti. Bu on yıllar boyunca, hayvanlar arasındaki her etkileşimi kaydettiler, hareketlerini, doğumlarını ve ölümlerini takip ettiler. Her dişi için, belirli bir bireyin diğerleriyle ne sıklıkla ve ne kadar güçlü bağ kurduğunun bir göstergesi olan sözde sosyal bağ gücünü hesapladılar. Bu veriler daha sonra evrimsel uyumun temel göstergeleri olan yaşam süresi, üreme başarısı ve üreme başarısı ile karşılaştırıldı.
Araştırma, dişi geyiklerin gerçekten de akrabalarıyla bir araya gelmeyi tercih ettiğini doğruladı. Kız yavrular annelerinin sosyal davranışlarını taklit etti ve bu bağlılık yaşamları boyunca devam etti. Araştırmanın yazarları ayrıca arkadaşlıkların yaşam süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu buldu: diğer dişilerle daha güçlü ve daha sık etkileşimde bulunan dişiler, daha az sosyal olan akrabalarına göre daha uzun yaşadı.
Üreme başarısıyla da bir bağlantı gözlemlendi. Sosyal bağ gücü puanı yüksek olan dişiler, yaşamları boyunca daha fazla yavru dünyaya getirdi ve bu yavruların daha fazlası, kendilerinin de üreyebilecekleri yaş olan iki yaşına kadar hayatta kaldı.
Annenin sosyal bağlantıları kendi hayatta kalması için kritik öneme sahip olsa da, yavrularının ilk kış mevsimindeki hayatta kalmaları üzerinde hiçbir etkisi olmadı. Yavruların kaderi diğer faktörlere bağlıydı: hava koşulları, belirli bir bölgedeki nüfus yoğunluğu ve rastgele faktörler. Başka bir deyişle, güçlü arkadaşlıklar anneye yardımcı oldu ancak yavrularını doğrudan korumadı.
Bilim insanları, arkadaşlığın hayatta kalmayı etkileme mekanizmasının kaynaklar için rekabetle bağlantılı olduğuna inanıyor. Sosyal olarak daha bütünleşmiş dişiler, yabancılarla olan çatışmalarda akrabalarından destek alıyor, yiyecek arama alanlarına erişimi daha iyi savunuyor ve komşularından gelen saldırganlıktan daha az etkileniyor. Kaynakların sınırlı olduğu ortamlarda, yıllar içinde biriken küçük bir yiyecek arama avantajı bile, yaşam süresinde ve üreme başarısında önemli bir artışa yol açabilir.