Biyoloji

Dinozor Kemiklerinde 66 Milyon Yıllık Kollajen İzleri Saptandı

Bilim dünyası, dinozor fosillerinin yalnızca taşlaşmış kalıntılar olduğuna uzun yıllar inanmıştı. Ancak Liverpool Üniversitesi öncülüğündeki yeni bir araştırma, 66 milyon yıl öncesine ait bir Edmontosaurus fosilinde orijinal biyolojik moleküllerin izlerini keşfederek bu görüşü kökten değiştiriyor. Elde edilen bulgular, dinozorların biyolojik yapısının fosillerinde halen korunabileceğini ortaya koyuyor.

Çalışmanın merkezinde, Güney Dakota’daki Hell Creek Formasyonu’ndan çıkarılan 22 kilogram ağırlığında bir Edmontosaurus kalça kemiği bulunuyor. Edmontosaurus, Geç Kretase döneminde yaşamış büyük bir ördek gagalı otobur dinozordu. Araştırmacılar, kemik içindeki organik moleküllerin varlığına yönelik güçlü kanıtlar elde etmek için gelişmiş protein dizilim ve kütle spektrometresi tekniklerini kullandı.

Sonuçlar, fosilin içinde kemik dokusunun temel yapısal proteini olan kollajene ait kalıntıların bulunduğunu gösterdi. Kollajen, kemik yapısını destekleyen en önemli proteinlerden biri ve fosillerde tespit edildiğinde doğal kaynaktan geldiğinin anlaşılması zordur. UCLA’dan bilim insanlarının da hidroksiprolin adlı, kollajene özgü bir amino asidi fark etmesi, elde edilen moleküler kalıntının gerçek bir dinozor molekülü olduğuna dair önemli bir doğrulama sağladı.

Liverpool Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden Profesör Steve Taylor, “Bu araştırma, kollajen gibi organik moleküllerin bazı fosillerde doğal olarak var olduğuna kesin kanıt sunuyor” diyor. Taylor’a göre bulgular, fosillerde bulunan organik maddelerin sadece dış kaynaklı kirlenme olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sonuçlar, paleontoloji alanındaki yıllardır süren bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Dinozor fosillerinde yumuşak doku ve protein kalıntılarının bulunduğu iddiaları, 2000’li yıllardan bu yana bilim insanları arasında hararetli tartışmalara yol açıyordu. Bazıları bu organik kalıntıların modern zamanlarda meydana gelen kirlenmeler ya da bakteriyel kalıntılar olduğuna inanıyordu. 2005 yılında Mary Schweitzer liderliğindeki ekip, ünlü Tyrannosaurus rex fosilinde yumuşak doku yapıları keşfedip bu tartışmayı başlatmıştı. Daha sonra birçok başka dinozor fosilinde, özellikle Edmontosaurus gibi hadrosaur türlerinde kollajen ve kan damarlarını andıran yapılara rastlandı.

Yeni çalışma, aynı fosil üzerinde çeşitli bağımsız analiz yöntemlerinin kullanılmasıyla öne çıkıyor. Mikroskopi, kimyasal analiz ve protein dizilimi gibi farklı teknikler birleştirilerek, kirlenme ihtimalinin dışlanması ve moleküllerin özgünlüğünün kanıtlanması hedeflendi. Çalışmanın sonuçları 2025 yılında Analytical Chemistry dergisinde yayımlandı.

Bu keşfin önemi büyük. Eğer proteinler fosillerde milyonlarca yıl boyunca kalabiliyorsa, bilim insanları dinozorları daha önce hiç olmadığı şekilde inceleyebilir. Moleküler düzeydeki bilgiler, sadece iskelet kalıntılarına dayanarak saptamakta zorlanılan dinozor türleri arasındaki evrimsel bağları açığa çıkarabilir. Ayrıca dinozorların büyüme süreçleri, yaşlanmaları, biyolojik işleyişleri ve hastalıkları hakkında yeni ipuçları sunabilir.

Taylor, geçmişte toplanan fosil örneklerinin yeniden incelenmesi gerektiğini belirtiyor. “Onlarca yıl önce alınan polarize ışık mikroskobu görüntüleri, fosilleşmiş kemiklerde sağlam kollajen kalıntılarını gösterebilir” diyor. Böylece, elde mevcut fosil koleksiyonları içinden kollajen analizi için pek çok yeni aday ortaya çıkabilir. Bu da dinozorlar hakkında heyecan verici yeni bilimsel verilerin önünü açabilir.

Araştırma aynı zamanda moleküllerin nasıl bu denli uzun süre sağ kaldığı sorusunu da gündeme getiriyor. Proteinler normalde zamanla çözülen yapılar olmakla birlikte, bazı fosillerde özel koşullar altında mikro düzeyde korunmaları mümkün olabiliyor. Sürekli olarak incelenen fosil molekülleri, kemik içindeki mineral etkileşimlerinin kollajen gibi moleküllerin bozulmasını yavaşlattığını gösteriyor. Mezun kalıntıların korunduğu ortamlar ve mikroskobik kemik yapıları, kimyasal bozulmayı önemli ölçüde engelliyor olabilir.

Edmontosaurus fosilleri özellikle iyi korunmuş yapılarıyla dikkat çekiyor. Yüzeylerinde deri baskıları ve yumuşak dokuları içeren pek çok buluntu, bu tür dinozorlara “dinozor mumyaları” adını kazandırdı. Yeni araştırmalar, bu fosillerde etli yapılar ve deriye ait ayrıntıların da korunduğunu ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, bilimi fosilleri sadece taşlaşmış kemikler olarak görmekten çıkarıp, milyonlarca yıl öncesinin biyolojik zaman kapsülleri olarak değerlendirmeye doğru yönlendiriyor.


📎 Kaynak: sciencedaily.com

Aylin

339 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments