Dijital çağın yükselişiyle birlikte, ilişkilerde karşılaşılan yeni bir şiddet biçimi ortaya çıktı: dijital taciz. Özellikle romantik partnerler arasında gerçekleşen bu online kötü muamele, sadece fiziksel ya da sözlü şiddetle sınırlı kalmıyor. Son yapılan araştırmalar, saldırgan kişilik özelliklerine sahip bireylerin dijital ortamda partnerlerine yönelik farklı taciz yöntemlerine başvurduğunu ortaya koyuyor. Üstelik bu davranışlar, kişinin cinsiyeti ve psikolojik profiline göre şekilleniyor.
Sırbistan’ın Novi Sad Üniversitesi Psikoloji profesörü Bojana M. Dinić öncülüğündeki araştırma ekibi, dijital partner şiddetini daha iyi anlamak için dört “karanlık” kişilik özelliği üzerinde durdu. Bu özellikler Machiavellianizm, narsisizm, psikopati ve sadizm olarak tanımlanıyor. Çalışma, bu karanlık özelliklerin her birinin dijital taciz biçimlerine nasıl yön verdiğini çeşitlilik ve detaylarla ortaya koyuyor.
Dijital taciz; partnerin konumunu sürekli kontrol etmekten, özel fotoğraflarını tehdit ederek internette yayınlamakla sonuçlanabilecek davranışlara kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkıyor. Araştırmada, özellikle bu dört kişilik özelliğinin farklı dijital taciz davranışlarıyla nasıl ilişkili olduğu incelendi. Örneğin, ‘ikincil psikopati’ adı verilen dürtüsel ve kontrolsüz davranış biçimi, aşırı iletişim kurma ve partnerin hesaplarını defalarca kontrol etme gibi eylemleri tetikliyor. Buna karşın ‘birincil psikopati’ daha soğukkanlı ve planlı hareket eden kişilerin gizli takip cihazları kullanma veya partnerin mahremiyetini ihlal eden fotoğrafları paylaşma eğilimiyle bağlantılı.
Narsisizmin iki alt türü de farklı dijital taciz yöntemleriyle ilişkilendirildi. Rakipçi narsisizm, partnerin mesaj ve arama geçmişini gizlice inceleme davranışına yol açarken, hayranlık boyutundaki narsisizm daha çok doğrudan tehdit içeren metin veya e-postalarla kendini gösteriyor. İlginç bir şekilde, Machiavellianizm yani stratejik manipülasyon eğiliminde olan bireyler dijital tacizden kaçınıyor. Sebebi, dijital ortamda kalıcı bir iz bırakmanın kendi itibarlarını zedeleyebileceğini düşünmeleri.
Araştırmanın bir diğer çarpıcı bulgusu ise dijital taciz yöntemlerinin cinsiyete göre değişmesi oldu. Erkeklerin daha çok partnerlerini gizli kameralar veya takip yazılımlarıyla izlemesi yaygınken, kadınlar gizlice telefon geçmişini kontrol etme gibi daha örtülü yöntemlere başvuruyor. Sadizm özelliği erkeklerde izleme ve özel fotoğraflarla tehdit etme davranışıyla bağlantılı iken kadınlarda gizlice hesapları kontrol etmekle ilişkilendirildi. Bu farklılıkların temelinde ise toplumun kadına ve erkeğe biçtiği geleneksel roller yatıyor. Erkeklerin ilişkiyi kontrol etme eğilimi, teknolojiyi baskın biçimde kullanmalarıyla kendini gösterirken, kadınların ilişkiyi koruma motivasyonuyla gizli izleme davranışları dikkat çekiyor.
Bu önemli çalışma, dijital tacizin giderek artan bir sosyal problem olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Fiziksel şiddetten farklı olarak, dijital taciz çoğu zaman görünmez kalarak mağdurların psikolojik sağlığını derinden etkiliyor. Ayrıca, birçok ülkede dijital ortamda izinsiz paylaşılan özel içeriklerin hala yeterince cezalandırılmaması, mağduriyetin devam etmesine zemin hazırlıyor.
Araştırma, uygulamaya dönük önemli öneriler de sunuyor. Kişilik özelliklerine göre şekillenen dijital taciz davranışlarının anlaşılması, ruh sağlığı uzmanlarının müdahale stratejilerini geliştirirken yol gösterici olabilir. Ayrıca farkındalık kampanyaları, bireylerin bu tür toksik kişiliklere sahip potansiyel partnerleri daha erken tanımalarına yardımcı olabilir. Hukuki düzenlemelerin ve teknoloji firmalarının kullanıcı güvenliğine yönelik önlemlerinin artırılması da kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.
Gelecekte yapılacak çalışmalar, dijital tacizin daha kapsamlı ve kültürel farklılıkları da gözeten analizlerine odaklanmalı. Ayrıca çiftlerin her iki bireyinin verilerinin incelendiği ve internet bağımlılığının bu tür davranışlar üzerindeki etkisinin araştırıldığı projeler, konuyu derinlemesine anlamak için önemli adımlar olacaktır. Dijital çağda ilişkilerde güven ve saygı ancak böyle karmaşık süreçlerin şeffaflığı ve bilimsel yaklaşımla ele alınmasıyla sürdürülebilir.
📎 Kaynak: psypost.org



