Çoklu Madde Bağımlılığında İyileşme Ölçütü: Kısmi Remisyon ile Her Başarı Kutlanıyor
ABD’de yaklaşık 50 milyon kişi madde kullanımı bozukluklarıyla mücadele ediyor ve bu kişilerin neredeyse üçte biri birden fazla madde kullanıyor. Çoklu madde kullanımı bozukluğu yaşayan bireylerin, yalnızca tek bir madde kullananlara kıyasla sağlık sorunları yaşama, tedaviye geri dönme (relaps) ve aşırı doz riski çok daha yüksek. Ayrıca bu kişiler, madde kaynaklı ölümlerde üç kat daha fazla risk altında bulunuyor. Ancak mevcut tanı sistemlerinde ve iyileşme yaklaşımlarında çoklu madde kullanımı bozukluğu özel olarak tanımlanmıyor ve iyileşme süreci genellikle “tüm maddelerden tamamen uzak kalma” esasına dayanıyor. Bu da, birden fazla maddeye bağımlılığı olan kişiler için çoğu zaman motivasyon kırıcı bir mesaj olarak algılanıyor.
Virginia Tech Fralin Biyomedikal Araştırma Enstitüsü’nden Araştırma Doçenti Allison Tegge ve ekibi, yeni bir çalışma ile bu algıyı değiştirmek için “kısmi remisyon oranı” (Proportion of Remission – PrR) adlı yeni bir ölçüm önerdi. Bu ölçüm, çoklu madde kullananların sadece hepsinden tamamen uzaklaşmak yerine, başarılarını kısmi iyileşme üzerinden takip etmeyi ve bu ilerlemeyi kutlamayı hedefliyor. Tegge, 2.400’den fazla iyileşme sürecindeki bireyin verilerini incelediklerini, böylece farklı maddelerden vazgeçme aşamasındaki kazanımların kaliteden ödün vermeden iyileşme yolunda pozitif bir adım olarak değerlendirilmesini sağladıklarını belirtiyor.
Geleneksel olarak iyileşme sürecinde tek nokta başarıya odaklanmak yerine, bu yeni model her küçük başarıyı anlamlandırıyor. Tegge, “Tam bağımlılıktan kurtulmadan iyileşmiş sayılmamak, pek çok kişi için ulaşılması zor bir beklenti” dedi. Ona göre bu yaklaşım, kişinin içinde bulunduğu durumu, hedeflerini ve iyileşme hızını dikkate alarak daha gerçekçi ve destekleyici bir bakış açısı sunuyor. Bu sayede bireylerin kendi hızlarına ve konfor seviyelerine uygun uzun vadeli iyileşme süreçleri desteklenmiş oluyor.
Çalışmada ortaya konan sonuçlar, bir maddeden başarılı bir şekilde uzaklaşmanın, diğer maddelerden vazgeçmek için gerekli olan stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olduğunu gösteriyor. Tegge’nin geliştirdiği yeni ölçüm yöntemi, aynı zamanda zarar azaltma yaklaşımı ile de uyumlu. Zarar azaltma, madde kullanımının yarattığı sağlık, sosyal ve hukuki riskleri en aza indirmeyi amaçlayan kamu sağlığı odaklı bir yöntem olarak biliniyor. Tegge, “Bireyin risk profilini kademeli olarak azaltmak istiyoruz. Çünkü küçük gelişmelerin bile önemi büyük” diye özetliyor.
Kısmi remisyon oranı, bireyin son bir yıl içinde remisyon (gevşek iyileşme) durumunda olduğu maddelerin sayısının, hayatı boyunca sahip olduğu madde kullanımı bozuklukları sayısına bölünmesiyle hesaplanıyor. Bu formül, DSM-5 kriterlerine göre tanımlanan madde kullanımı bozukluklarını temel alıyor. Tegge ve ekibi, bu formülü test etmek için Fralin Biyomedikal Araştırma Enstitüsü’nde kurulan Uluslararası Bırakma ve İyileşme Kaydı’ndaki 2.406 kişinin verilerini inceledi. Bu veri tabanı, madde kullanımı bozukluğu geçmişi olan ve iyileşme sürecinde bulunan bireylerin bilgilerinden oluşuyor.
Araştırmada kısmi remisyon oranı ile yaşam kalitesi arasında anlamlı ilişkiler bulundu. Çevresel, psikolojik, fiziksel ve duygusal alanlarda yaşam kalitesi, iyileşme oranı yükseldikçe anlamlı şekilde artış gösterdi. Ancak Tegge, bu yeni ölçümün bazı kısıtlamalarını da paylaştı. Örneğin, tüm maddeler eşit ağırlıkla değerlendirildiği için, bazı maddelerin bırakılmasının diğerlerine göre daha zor olması hesaba katılmıyor. Bu nedenle, madde bazlı etkilerin daha iyi anlaşılması ve bireyselleştirilmiş tedavilerin geliştirilmesi için çalışmaların sürdürülmesi gerekiyor.
Tegge, ölçüm yöntemini geliştirmeye devam ettiklerini belirtirken, bunun madde bağımlılığı iyileşme sürecinin geleceğinde önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı. “İyileşmenin nasıl ölçüldüğü konusundaki paradigmanın değişmesini umut ediyorum. Riskin herhangi bir ölçüde azalmasının öneminin kabul edilmesini istiyorum. İyileşme ya hep ya hiç şeklinde bir süreç değil. Bireylerin bulundukları noktaya uygun desteği verip uzun vadeli iyileşmeyi kolaylaştırmalıyız” dedi.
Bu çalışma, çoklu madde bağımlılığı olan bireyler için yeni umutlar ve daha gerçekçi, destekleyici bir iyileşme modeli sunuyor. Bireylerin her aşamadaki ilerlemeleriyle kutlanması ve değer görmesi, madde bağımlılığı mücadelesinde motivasyonu artırmaya ve toplumsal sağlığı olumlu yönde etkilemeye aday görünüyor.
Kaynak: https://medicalxpress.com/news/2026-03-rethinking-recovery-substance.html