Beyin sağlığını koruyan ve zararlı atıkları temizleyen sistemde ortaya çıkan aksaklıklar, şizofreni gibi psikoz gelişiminde kritik bir rol oynayabilir. İsviçre’de yapılan yeni bir araştırma, psikoz riski yüksek gençlerde beyin atık temizleme mekanizmasının erken yaşlarda bozulduğunu ortaya koydu. Bu durum, beyin kimyasallarında toksik birikime yol açarak hastalık sürecini tetikliyor olabilir.
Araştırma, Cenevre Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nden Alessandro Pascucci liderliğinde gerçekleştirildi. Çalışmada, genetik olarak psikoz gelişimine yatkınlığı artıran 22q11.2 delesyon sendromu taşıyan bireylerin beyin temizlik sistemi incelendi. Bu genetik sendromda, kromozom 22’den küçük bir parça eksikliği bulunmakta ve bu, hastalarda yaşamın ileri evrelerinde %30-40 oranında psikoz belirtileri ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Beynin günlük işleyişi sırasında oluşan metabolik atıklar, glifmatik sistem adı verilen özel bir yapı tarafından temizleniyor. Bu sistem, beyin dokusuna yayılan beyin omurilik sıvısıyla birlikte fazla nörotransmitterleri ve iltihaplanmaya yol açan proteinleri uzaklaştırıyor. İşte bu kanallar, yıldız şekilli hücrelerden astroglia tarafından kontrol ediliyor. Astrogliaların üzerinde bulunan aquaporin-4 adı verilen su kanalları, beyin atıklarının dışarı atılmasında valf görevi yapıyor. Bu kanalların düzgün çalışmaması ya da kan damarlarındaki sızıntılar bu temizliği engelliyor, atık maddeler beyin dokusunda birikerek hücre zararı riski oluşturuyor.
Araştırmanın odağında yer alan bu vekillik sendromu, beyin bariyerindeki hasar ve astrogliaların olgunlaşmasındaki bozukluklar nedeniyle beyin atık temizleme sisteminin zayıflamasına neden oluyor. Buna ek olarak, bu sendroma sahip bireylerin bağışıklık sistemi zayıf olduğundan, erken yaşlarda sık enfeksiyon geçirerek kronik inflamasyona maruz kalmaları da beyin atık sistemini daha fazla baskı altına alıyor. Uzun vadede, beyin damarları çevresinde bulunan sıvı dolu boşluklar aşırı yükleniyor ve temizlik işlevi bozuluyor.
Beyindeki kimyasal denge de psikoz gelişiminde önemli bir faktör. Normal şartlarda, uyarıcı bir sinyalci olan glutamat ile inhibitör sinyalci GABA arasında titiz bir denge var. Glutamat fazlalığı, aşırı uyarılmaya ve bu durumun sinir hücrelerine zarar vermesine yol açabiliyor. Özellikle hafıza ve duyguları işleyen hipokampüs bölgesinde glutamatın kontrollü atılması çok kritik. Araştırmacılar, zayıflayan beyin atık sisteminin bu kimyasal temizliği engellediği ve toksik uyarılmanın artmasına neden olduğu hipotezini test ettiler.
Çalışmada, 22q11.2 delesyonlu 85 birey ve sağlıklı 83 katılımcı uzun süreli manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile izlendi. Beyindeki atık temizleme performansını ölçmek için difüzyon tensör görüntüleme yöntemi kullanıldı. Bu yöntem, beyindeki su moleküllerinin damar çevresindeki mikroskobik alanlardaki hareketini takip ederek temizlik sisteminin işlevini dolaylı yoldan değerlendiriyor. ALPS indeksi adı verilen özel bir ölçümle, beyin temizliğinin ne kadar etkin olduğu hesaplandı.
Araştırma sonuçları, genetik bazı bireylerde beyin temizliğinin çocuklukta ve gençlikte düştüğünü gösterdi. Özellikle beynin sağ tarafında belirgin olan bu bozukluk, psikoz belirtisi gösteren bireylerde daha açık olarak izlendi. Sağlıklı bireylerde ise temizlik sistemi yaşla birlikte gelişirken, psikoz belirtileri olanlarda bu gelişim ya durmuş ya da gerilemişti. Bu durum, hastalığın belirtileri ortaya çıkmadan çok önce beynin korunmasız kaldığını gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirildi.
Araştırmanın bir diğer ayağında, 39 genetik bozukluğu taşıyan kişide hipokampüs bölgesindeki kimyasal bileşenler incelendi. Brain spectroscopy teknolojisi ile yapılan ölçümlerde, düşük ALPS indeksi olan bireylerin beyinlerinde glutamat-GABA dengesinin bozulduğu, uyarıcı glutamat oranının arttığı gözlemlendi. Bu da atık temizleme sisteminin zayıflamasının kimyasal dengenin kaymasına yol açtığını ve böylece nöronlarda toksik uyarılma yaratabileceğini ortaya koydu.
Hipokampüs, yüksek enerji ihtiyacı ve yoğun damar ağı nedeniyle oksidatif stres ve inflamasyona oldukça hassas bir bölge. Temizlik mekanizmasının aksaması burada toksik birikimlerle hücre fonksiyonlarında bozulma riskine zemin hazırlıyor. Çalışmanın sınırlılıkları arasında kimyasal analizlerin tek bir zamana ait olması ve sadece hipokampüsle sınırlı kalması bulunuyor. Ayrıca, beyin temizliğinin dolaylı bir ölçümle değerlendirilmesi, sonuçların daha fazla araştırma ile desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.
Gelecekte yapılacak çalışmaların, beyin kimyasındaki değişimleri daha uzun süre ve kapsamlı şekilde izlemesi planlanıyor. Ayrıca uyku kalitesi ve vücuttaki genel inflamasyonun beyin atık sistemi üzerindeki etkileri üzerinde durulacak. Bu bilimsel ilerlemeler, psikoz belirtileri henüz ortaya çıkmadan önce erken müdahaleye imkan tanıyabilir. Araştırma, psikiyatrik hastalıkların biyolojik mekanizmalarını anlamada yeni ufuklar açıyor.
📎 Kaynak: psypost.org



