Avrupa Birliği, Amerika merkezli dev bulut sağlayıcıların hâkimiyetine karşı dijital egemenliğini güçlendirmek için önemli bir adım atıyor. Barcelona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde tanıtılan EURO-3C adlı pan-Avrupa bulut projesi, Avrupa’nın kamu dijital hizmetlerini tamamen kontrol edebileceği “egemen bulut” altyapısını kurmayı amaçlıyor. Bu girişim, Avrupa’nın dijital altyapısını dış baskı ve güvenlik risklerinden korumak için kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
EURO-3C, İspanyol telekom devi Telefónica ve birçok Avrupa şirketi ile Avrupa Komisyonu tarafından destekleniyor. Projenin temel amacı, Avrupa kamu hizmetlerinde kullanılan dijital verilerin ve uygulamaların, ABD merkezli bulut sağlayıcıların elinde değil, Avrupa kontrolünde tutulması. Günümüzde Avrupa’da bulut pazarının yaklaşık yüzde 70’ini ABD’li şirketler – Amazon Web Services (AWS), Microsoft Azure, Google Cloud ve IBM Cloud – domine ediyor. Ancak 2018 yılında yürürlüğe giren ABD CLOUD Yasası, bu şirketlerin uluslararası verileri ABD hükümetine teslim etmesini talep etme hakkı veriyor. Bu durum, özellikle son yıllarda ABD-AB ilişkilerinde yaşanan siyasi gerilimler nedeniyle daha da endişe verici hale geldi.
Bu endişeler, sadece olası verilerin yetkisiz erişimi veya denetim dışına çıkılmasıyla sınırlı kalmıyor. ABD yönetiminin bazı Avrupa ülkelerine ve kurumlarına yönelik yaptırımları ve tehditleri, dijital bağımsızlık meselesini daha da kritik hale getiriyor. Örneğin, Microsoft’un Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısının e-postasına erişimin engellendiği iddiası ve ABD’nin Avrupa müttefiki Ukrayna’nın önemli Starlink internet erişimini siyasi pazarlıklar için kullanma tehdidi, bu risklerin somut örnekleri olarak gösteriliyor. Uzmanlar, bu tür müdahalelerin sadece altyapının tamamen kesilmesiyle sınırlı kalmayacağını, hizmetlerin kasıtlı olarak zayıflatılması gibi daha sinsi tehditlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor.
Fransa, bu konuda liderlik eden Avrupa ülkelerinden biri olarak örnek teşkil ediyor. 2025 yılı öncesinde, Fransa kamu hizmetlerinde kullanılacak bulut hizmetleri için sıkı kısıtlamalar getirdi; verilerin Avrupa içinde depolanması, çalışanların AB vatandaşı olması ve çoğunluk hissedarlarının AB dışında olmaması gibi şartlar zorunlu kılındı. Avrupa Komisyonu, bu yaklaşımı örnek alarak kamu sektörüne hizmet verecek bulut sağlayıcılarını değerlendirmek üzere yeni bir çerçeve oluşturdu. Bu çerçeve, sağlayıcıların AB yasalarına ne kadar tabi olduğu gibi kriterlere göre bir “egemenlik seviyesi” belirliyor. Ayrıca, tedarik zinciri kaynakları, kullanılan yazılım türleri ve personelin coğrafi konumu gibi unsurlar da sağlayıcıların puanlamasında etkili oluyor.
Ancak, Avrupa bulut pazarının şu anki durumu bir karmaşa olarak tanımlanabilir. Scaleway, OVHcloud ve Deutsche Telekom’un T-Systems gibi birçok AB merkezli küçük ve orta ölçekli sağlayıcı bulunuyor. Fakat bu şirketler, ABD’li devlerin sunduğu kapsamlı altyapı ve hizmet imkanlarına henüz ulaşamıyor. ABD kökenli büyük platformların sunduğu kullanıcı dostu ve ileri teknolojiler, geliştiricilerin ve kamu kurumlarının alışkanlıklarını kırmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle geliştiricilerin ve kullanıcıların yeni alternatiflere geçişini sağlamak önlerinde büyük bir engel olarak duruyor.
Bazı uzmanlar, Avrupa’daki dijital ve kamu kurumlarının hibrit çözümler üzerinde çalıştığını belirtiyor. Hassas verilerin ve kritik uygulamaların yerel veya egemen bulut sağlayıcılarında tutulması tercih edilirken, daha genel ve ölçek gerektiren hizmetler için büyük ABD bulut platformları kullanılmaya devam ediliyor. Bu karma yaklaşım, kısa vadede entegrasyon zorlukları ve maliyet artışlarına yol açabilir. Ancak, Avrupa Komisyonu ve iş ortakları, ülkelerin dijital egemenliklerini güçlendirmeleri için bu kısa vadeli dezavantajları kabul etmeye hazır görünüyor.
EURO-3C gibi büyük ölçekli projeler, Avrupa’nın bağımsız ve güvenli dijital altyapı hedefinde kilometre taşı niteliğinde. Bu tür girişimler yalnızca veri güvenliği açısından değil, aynı zamanda Avrupa’nın küresel teknoloji rekabetinde söz sahibi olması açısından da büyük önem taşıyor. Gelecekte, Avrupa’nın kamu ve özel sektör uygulamaları için daha fazla egemen bulut alternatifi sunulması, uluslararası dijital ilişkilerde daha dengeli ve kontrollü bir ortam yaratabilir. Bu bağlamda, EURO-3C yalnızca bir bulut projesi olmaktan öte, Avrupa’nın dijital geleceğinin şekillenmesinde kritik bir rol oynayacak gibi görünüyor.
📎 Kaynak: spectrum.ieee.org



