Son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle küresel buzullar dikkat çekici hızda eriyor. Ancak son yayımlanan bilimsel araştırma, Antarktika’daki buz kütlelerinde, daha önce sadece Grönland’da gözlemlenen benzersiz bir değişimin yaşandığını ortaya koydu. Bilim dünyası bu olguya “Greenlandification” adını veriyor ve bu süreç, Antarktika buzullarının Grönland’dakine benzer şekilde giderek daha hızlı erimeye başladığını gösteriyor.
Araştırma, Danimarka Meteoroloji Enstitüsü’nden Ruth Mottram ve ekibi tarafından Nature Geoscience dergisinde yayımlandı. Ekip, Grönland ve Antarktika’daki buz kütlelerinin yüzey erimesi, buzulların geri çekilme hızları ve deniz buzunun küçülmesi gibi benzer değişim örüntülerine sahip olduğunu tespit etti. Önceleri Antarktika’nın Grönland’a kıyasla daha istikrarlı kalacağı düşünülüyordu, ancak yeni veriler bu algıyı değiştirdi. Özellikle deniz suyunun ve atmosferin ısınması, Antarktika buzunun öngörüldüğünden çok daha kırılgan hale geldiğine işaret ediyor.
Araştırmada, buzulların “grounding line” adı verilen kritik bölgelerinde hızla geri çekilmenin yaşandığı bilgisi veriliyor. Grounding line, buzun karasal zemine dayandığı nokta olarak tanımlanıyor ve bu hattın geriye kayması, buzulların deniz sularına doğru eridiğinin somut göstergesi. Ayrıca Antarktika’daki buz rafları, Grönland’dakilere benzer şekilde önemli ölçüde küçülüyor. Buz rafları, buzulların denize doğru hareketini yavaşlatan ve onları destekleyen doğal bariyerlerdir. Bu yapıların zayıflaması, buzulların daha hızlı erimesine ve okyanusa doğru kaymasına neden oluyor.
Mottram ve ekibi, uydu verilerini kullanarak buz kütlelerinin kütle kaybını ölçtü. Bu yöntem, Dünya’nın yerçekiminin iki uydu arasındaki mesafeyi etkilediği prensibine dayanıyor. Araştırmada, her iki kıtadaki buzulların kütle kaybının hızlandığı açıkça görüldü. Özellikle Batı Antarktika ve Antarktika Yarımadası, Grönland’daki en hızlı eriyen buzulların bulunduğu bölgelere benziyor. Bu kıyılardaki buzulların erime hızı, bir önceki yüzyıla göre yüzde 50 artmış durumda.
Araştırmada öne çıkan detaylardan biri de buz raflarının alt ve üst yüzeylerinde yaşanan erime süreçleri. Okyanus suyunun ısınması, buz raflarının altında erimelere yol açıyor; eriyen tatlı su ise kendisinden ağır tuzlu suyun yukarı çıkmasına sebep olarak daha fazla sıcak suyun buzun altına çekilmesini sağlıyor. Öte yandan, üst yüzeyde oluşan eriyen su göletlerinin ağırlığı buz kütlesinde çatlaklara yol açıyor. Bu çatlaklar, zamanla buz raflarının parçalanmasını hızlandırıyor.
Antarktika’nın Grönlandlaşması olarak adlandırılan bu süreç, sadece bilimsel bir keşif olmanın ötesinde, küresel çevre politikalarını da doğrudan ilgilendiriyor. Bu değişimin en önemli sonucu, küresel deniz seviyelerinin yükselmesi ve bunun sonucunda kıyı bölgelerinde artan sel ve fırtına riski. Araştırmacılar, detaylı ve doğru öngörüler için buz örtüsündeki değişimleri daha iyi modelleyebilen araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Çünkü mevcut modeller, bu karmaşık süreçlerin tamamını henüz tam anlamıyla yansıtamıyor.
Gelecekte bu veriler, sadece bilim insanlarına değil; karar alıcılar ve hükümetlere de yol gösterici olacak. Antarktika buzullarındaki erime, küresel iklim krizinin beklenenden daha hızlı etkiler yaratabileceğine işaret ediyor. Mottram ve ekibi, Antarktika’nın Grönland’la paralel bu süreci daha iyi anlamanın, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik önem taşıdığını belirtiyor. Yeni gelişmeler, buzulların doğasını değiştirirken, bizler de bu uyarıları dikkate alarak daha sürdürülebilir çözümler üretmek zorundayız.
📎 Kaynak: phys.org



