Psikoloji

Anneanne ve Dede Yaşının Otizm Riskiyle Bağlantısı Ortaya Çıktı

Son dönemde yapılan kapsamlı bir araştırma, anneanne ve dedenizin yaşı ile torunlarında otizm gelişme olasılığı arasında anlamlı bir bağ olduğunu ortaya koydu. California’daki 1.7 milyondan fazla doğum kaydını inceleyen bilim insanları, bu bulguların farklı etnik ve ırksal gruplar arasında değişkenlik gösterdiğini belirtti. Çalışma, genetik faktörlerin yanı sıra çevresel ve sosyal etmenlerin de çok kuşaklı çocuk gelişimi üzerindeki etkisini vurguluyor.

Araştırma ekibi, otizm spektrum bozukluğunun torunlarda görülmesiyle, anneanne ve dedenizin anneye hamile olduğu dönemdeki yaşının etkisini anlamaya çalıştı. Otizm, sosyal iletişimde güçlük ve tekrarlayan davranışlarla kendini gösteren nörogelişimsel bir durum. Son yıllarda otizm tanılarındaki artış, özellikle farklı demografik gruplar arasında ciddi değişimlere sahne oldu. Bu dönüşüm; ebeveynlik yaşı, yaşam koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlerin çok katmanlı etkisini gözler önüne seriyor.

Makaleyi hazırlayan UCLA’dan halk sağlığı araştırmacısı Ting Chow ve ekibi, önceki çalışmaların genellikle beyaz, Avrupa kökenli nüfuslara odaklandığını, ancak onların çalışmasının çok daha geniş ve çeşitli etnik grupları kapsadığını belirtti. Bu sayede araştırmacılar, yaşın biyolojik bir belirteç mi yoksa farklı çevresel koşulların göstergesi mi olduğunu anlamaya çalıştı. Anadaki yaşa bağlı genetik ve epigenetik değişimlerin çocuk ve torunların sağlığında yol açtığı etkileri araştırmak amacıyla doğum kayıtları ve tanı verileri birleştirildi.

Çalışma, büyükanne ve büyükbabanın yaşıyla otizm tanısı arasında karmaşık bağlantılar keşfetti. Genel olarak, anneanne ve dedeniz eğer çok genç (18-24 yaş arası) veya ileri yaşta (35-55 arası)ydılarsa torunlarda otizm görülme riski biraz yükseliyordu. Ancak bu ilişki tüm etnik gruplarda aynı değildi. Beyaz ailelerde, hem çok genç hem de çok yaşlı büyükanneler ve büyükbabalar torunda otizm riskini artırırken; Hispanik ve Asya Pasifik Ailelerinde bu risk daha çok ileri yaşlardaydı. Siyahi ailelerde ise daha genç büyükannelerle otizm riskinde azalma, ancak yaşlı büyükbabalarla artış gözlendi.

Araştırma yazarları, bu farklılıkların sosyoekonomik koşullar, çevresel etkiler ve biyolojik süreçlerin karmaşık dokusundan kaynaklandığını öne sürüyor. Örneğin beyaz nüfusta erken yaşta çocuk sahibi olmak, genellikle maddi sıkıntılarla ilişkiliyken, bu durum sosyoekonomik zorlukların sağlık üzerinde çok kuşaklı etkisini yansıtabiliyor. Öte yandan, siyahi topluluklarda gözlenen “canlı doğum yanlılığı” denilen istatistiksel olgu, düşük gebelik sağ kalımı nedeniyle en dirayetli bebeklerin hayatta kaldığı çıkarımını beraberinde getiriyor. Yaşlı anneannelerle artan risk ise genetik mutasyonlar ve hücresel hasarın yaşla birikmesi teorisini destekliyor.

Biyolojik açıdan büyükanne yaşı, fetüsün içerisindeki yumurtaların kalitesini doğrudan etkileyebilir. Kadınlarda tüm yumurtalar anne karnındayken şekillenir. Bu nedenle anneannenin hamilelik dönemindeki çevresel faktörler, torunların genetik sağlığı üzerinde önemli bir rol oynayabilir. Öte yandan, erkeklerde sperm hücreleri sürekli yenilendiği için yaşlı dedeler, yeni mutasyonlar ve epigenetik değişiklikler aktarabilir. Bu mekanizmalar, otizm gibi nörogelişimsel bozuklukların ortaya çıkmasında etkili olabilir.

Çalışmanın sınırlamaları arasında aile yaşamına dair sosyal alışkanlıkların ve psikiyatrik geçmişin detaylı şekilde yer almaması bulunuyor. Ayrıca araştırma yalnızca maternal hat üzerinde yoğunlaşmış, paternal büyükbabalara ilişkin veriler henüz yeterince analiz edilememiş. Farklı coğrafyalarda, daha geniş genetik ve çevresel faktörleri kapsayan çalışmalar yapılması, mevcut bulguların genellenebilirliğini artıracak.

Bu çalışma, otizmin çok kuşaklı etkilerini anlamada yeni ufuklar açıyor. Anneannenizin ve dedenizin yaşının, sadece kendi çocuklarının değil, onların çocuklarının da sağlığını şekillendirebileceğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak araştırmalar, hem genetik transfer yollarını hem de çevresel faktörlerin bu sürece nasıl entegre olduğunu netleştirerek otizmin nedenlerini ve önleyici stratejileri daha iyi ortaya koyabilir. Bu tür çalışmalar, toplum sağlığını korumada çok kuşaklı perspektiflerin önemini bir kez daha vurgulamış oluyor.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

197 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments