ABD’de Grip Salgınlarına Karşı Bölgesel Risk Haritası: Hangi Bölgeler Daha Tehlikede?

Grip gibi bulaşıcı hastalıklar toplumları farklı şekillerde etkileyebiliyor. Bu hastalıkların nerede ve ne zaman daha hızlı yayılacağını tahmin etmek ise kolay bir iş değil. ABD’de Washington Üniversitesi’nde görev yapan araştırmacılar, grip benzeri hastalıklara karşı eyalet bazında risk seviyelerini gösteren yeni bir harita geliştirdi. Bu harita, sağlık, sosyoekonomik ve coğrafi faktörleri dikkate alarak hangi bölgelerin daha savunmasız olduğunu ortaya koyuyor ve böylece salgınlarla mücadelede önemli bir araç sunuyor.

Araştırmanın temelinde, geleneksel risk değerlendirme modellerinden farklı olarak çok daha detaylı ve kapsamlı bir yöntem yer alıyor. CDC’nin (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) kullandığı Sosyal Savunmasızlık Endeksi (Social Vulnerability Index – SVI), doğal afet risklerini değerlendirirken sosyoekonomik ve kültürel faktörleri göz önünde bulunduruyor. Ancak WashU ekibi, grip benzeri enfeksiyon riskini ölçmek için bu modeli daha spesifik hale getirip, toplumların hastalığa karşı kırılganlığını farklı açılardan analiz etti.

Profesör Rajan Chakrabarty, enerji, çevre ve kimya mühendisliği alanında uzman ve bu çalışmanın liderlerinden biri. Chakrabarty, geliştirdikleri yöntemin birçok sosyoekonomik ve sağlık faktörünün önceliklerini belli bir bölge içinde karşılaştırarak, “kırılganlık sıcak noktalarını” belirlediğini söylüyor. Bu sıcak noktalar, salgınların daha fazla yayılabileceği yerler olarak öne çıkıyor ve böylece karar alıcılar kaynaklarını daha etkili şekilde nereye yönlendireceklerini bilebiliyorlar.

Önceki modeller genellikle sadece sağlık verilerine dayanırken, bu yeni çalışmada makine öğrenimi algoritmaları kullanıldı. Bu algoritmalar, nüfus sayımı gibi büyük veri setlerini analiz ederek, sosyoekonomik durum ile hastalık riski arasındaki karmaşık ve doğrusal olmayan ilişkileri ortaya çıkardı. Çalışmada, göç hareketleri, sigorta sahipliği oranları, kadın ve yaşlı nüfus oranları gibi 39 farklı faktör göz önüne alındı.

Chakrabarty, tek başına bir faktörün değil; şehirleşme, demografi, sağlık hizmetlerine erişim ve ekonomik eşitsizliklerin hastalık riskini belirlediğini vurguluyor. Her eyaletin kendine özgü bir “risk parmak izi” var ve bu çalışma sayesinde bu parmak izi haritalandı.

Peki bu harita ülkedeki farklı bölgeler ve eyaletler için ne anlama geliyor? Bazı eyaletlerde, özellikle nüfusun yoğun olduğu metropol alanlarda, yabancı doğumlu kişilerin yüksek oranı gibi sosyoekonomik faktörlerin birleşimi hastalığın yayılmasını kolaylaştırıyor. Diğer bölgelerde ise daha çok kırsal kesimde yaşayanların sağlık sigortası eksikliği veya yoksulluk gibi sorunlar, bu bölgeleri daha savunmasız yapıyor. Chakrabarty, “Tüm eyaletlerin mutlaka hepsiyle uğraşması gerekiyor ama hangi alana daha fazla kaynak ayrılması gerektiğine bu harita ışık tutacak” diyor.

Örneğin, ABD başkenti Washington D.C., en yüksek riskli bölgeler arasında yer alıyor. Yüksek nüfus yoğunluğu ve hareketlilik, virüslerin kolay yayılmasına zemin hazırlar. Üstelik sigortasız ve yabancı doğumlu nüfusun fazla olması ile uzun iş yolculukları, burada riski artıran başka etkenler arasında.

New Mexico ve Arizona gibi büyük oranda kırsal alanlardan oluşan eyaletlerde de grip riski yüksek. Ancak burada, yaşlı nüfusun fazla olması, kadın ve Hispanik toplulukların daha yoğun olması gibi farklı nedenler etkili oluyor. Bu gruplar, grip komplikasyonlarına karşı daha savunmasız. Michigan eyaleti hem kentsel hem kırsal bölgeleri barındırdığı için çifte tehlikeyle karşı karşıya: Şehirlerde virüs yayılımı kolaylaşırken, kırsal kesimlerde ekonomik zorluklar sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor.

WashU ekibinde araştırmayı yöneten Dr. Shrabani Sailaja Tripathy, her eyaletin kendine özgü ve karmaşık bir risk tablosu olduğunu fakat artık politika yapıcıların elinde bu karmaşıklığı daha iyi analiz etmelerini sağlayacak güçlü bir araç olduğunu söylüyor. Bu yeni metot, sadece grip hastalıkları için değil, diğer bulaşıcı hastalık tehditlerine karşı hazırlık ve yanıt stratejilerini geliştirmede de çok kıymetli hale geliyor.

Washington Üniversitesi’nin geliştirdiği bu bilimsel çalışma, Halk Sağlığı ve Bilgi Teknolojileri alanlarında dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Salgınların öngörülmesi ve önleyici tedbirlerin planlanması açısından bu tür bölgesel risk haritaları, hem yerel yönetimlere hem de ulusal çapta sağlık politikalarına rehberlik edecek. Özellikle pandemilerin etkilerini unutmadan, toplumların kırılgan noktalarını önceden tespit etmek, gelecekte hayat kurtaran adımlar atılmasını mümkün kılacak.

Araştırmanın ayrıntılarına PLOS Computational Biology dergisinden ulaşmak mümkün. Bu çalışma, özellikle salgın dönemlerinde daha sağlıklı, dayanıklı ve hazırlıklı toplumlar için kritik bir bilgi kaynağı olarak parlıyor ve hastalıkla mücadelede yeni ufuklar açıyor.

Kaynak: https://medicalxpress.com/news/2026-03-index-flu-state.html

İlginizi çekebilir