Melbourne Üniversitesi’nden Hayvan Kullanılmadan Kenelerin Beslenmesini Sağlayan Devrim Niteliğinde Laboratuvar Sistemi

Avustralya Melbourne Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen, dünyanın ilk laboratuvar bazlı kenelerin beslenme sistemi bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Özellikle kırsal alanda yaygın görülen Asya uzun boynuzlu kene (Haemaphysalis longicornis) üzerine yapılan bu yenilikçi araştırma, kenelerin hayvan konak kullanımı olmadan beslenmesini ve çoğalmasını mümkün kılıyor. Bu teknoloji, keneler ve onların hastalık bulaştırma mekanizmalarının incelenmesinde hayvan deneylerine olan ihtiyacı büyük ölçüde azaltarak hem etik hem de tekrarlanabilirliği yüksek araştırmalar yapılmasına olanak tanıyor.

Keneler, dünya genelinde virüsler, bakteriler ve protozoa türleri gibi birçok patojeni hayvanlara ve insanlara bulaştırabilen en önemli taşıyıcılar arasında yer alıyor. İklim değişiklikleri, toprak kullanımı ve küresel ticaretteki gelişmeler ise kenelerin dağılımını ve kenelerin neden olduğu hastalıkları etkileyen temel faktörler olarak öne çıkıyor. Melbourne Veterinerlik Okulu’ndan Dr. Abdul Ghafar ile Profesör Abdul Jabbar öncülüğünde ve Almanya Berlin’deki Freie Universität’den Profesör Ard Nijhof’un katılımıyla yürütülen araştırma, The Veterinary Journal dergisinde yayımlandı.

Araştırmada geliştirilen laboratuvar platformu, Asya uzun boynuzlu kenenin doğal konak kullanmadan beslenmesine ve tam bir yaşam döngüsü tamamlayarak üremesine olanak sağladı. Avustralya’da yaygın olarak bulunan bu kene türü, özellikle sığırlarda üretim kayıplarına yol açan Theileria orientalis parazitinin temel taşıyıcısı olarak ekonomik açıdan büyük önem taşıyor. Üstelik bu kenenin ısırıkları, kene salgısında bulunan bir karbonhidratla (galaktoz-α-1,3-galaktoz) ilişkili, insanlarda kırmızı et alerjisi olarak bilinen alfa-gal sendromuna neden olabiliyor.

Profesör Nijhof, geçmişte kene araştırmalarının canlı hayvanlar kullanılarak yapıldığını belirtirken, bunun hem yüksek maliyetli hem emek yoğun hem de etik açıdan zorluklar içerdiğini dile getirdi. Ayrıca konak hayvanların bağışıklık tepkileri, tüy temizleme davranışları ve diğer bireysel farklılıklarının kene üzerindeki etkisinin araştırma sonuçlarında önemli değişkenler yarattığını vurguladı. Böylece standart ve kontrol edilebilir deneysel koşullar sağlamak zorlaşmaktaydı.

Profesör Jabbar ise yeni geliştirilen laboratuvar platformunun, kenelerin konak hayvan gereksinimini ortadan kaldırdığını açıkladı. Bu sistem, ince bir silikon membran kullanarak ve sığır kanından pıhtılaşma proteini fibrin uzaklaştırılmış özel kan ile beslenme süreçlerini doğal beslenmeye çok yakın şekilde taklit ediyor. Böylece kenenin beslenme davranışları ve fizyolojisi kontrollü ortamda detaylı şekilde incelenebiliyor.

Sistem, kenelerin fizyolojisi, mikrobiyom dinamikleri, patojen kazanımı ve bulaştırma süreçleri gibi kritik konuların yanı sıra yeni geliştirilen pestisitlerin ve anti-kene aşılarının hızlı ve standart laboratuvar koşullarında test edilmesine imkan sunuyor. Dr. Ghafar, özellikle H. longicornis’in anatomik özelliklerinin (kısa ağız parçaları ve sınırlı hareket kabiliyeti) laboratuvar ortamında beslenmesini engellediğini, ancak membran kalınlığı ve beslenme koşullarının optimize edilmesiyle bu sorunun aşıldığını belirtti.

Avustralya’da iklim değişikliği, arazi kullanımı ve küresel ticaretin kenelerin dağılımı ve kene kaynaklı hastalıkların yayılımını değiştirmeye devam ettiğini belirten Dr. Ghafar, geliştirilen bu hayvansız beslenme sisteminin hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığı açısından büyük önem taşıyan kenelerle ilgili entegre araştırmaların desteklenmesinde kritik bir araç olacağını ifade etti. Bu teknoloji ile kene kaynaklı hastalıklarla mücadelede daha etkili yöntemlerin geliştirilmesi umut ediliyor.

Söz konusu araştırma, kene ve kenelerin taşıdığı hastalıkların anlaşılması ve kontrol altına alınması sürecinde bilimsel çalışmalara yeni bir soluk getirirken, hayvan deneylerinin azalmasını sağlayarak etik problemlerin önüne geçiyor. Melbourne Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bu çalışma, küresel çapta artan kene problemlerine cevap arayan bilim insanları için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Araştırmanın tam metni The Veterinary Journal’da yayımlanmış ve DOI numarası 10.1016/j.tvjl.2026.106561 olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Kaynak: https://phys.org/news/2026-03-artificial-platform-diseases.html

İlginizi çekebilir