Psikoloji

40 Yaş Üstü Kadınlar Elektronik Dans Müziğiyle Sağlıklarını Koruyor

Elektronik dans müziği (EDM) etkinlikleri, sadece gençlerin değil, 40 yaş ve üzerindeki kadınların da fiziksel ve zihinsel sağlıklarını desteklemek için tercih ettiği önemli bir kültürel alan haline geliyor. Leeds Üniversitesi’nden araştırmacılar, orta yaş üzerindeki kadınların dans pistine dönüşünü ve bu deneyimin onların yaşamlarındaki yerini mercek altına aldı. Çalışma, bu kadınların hem yaş hem de cinsiyet kalıplarına karşı duruşlarını ve topluluk bağlarını nasıl koruduklarını ortaya koydu.

Elektronik dans müziği, 1980’lerin sonlarından bu yana yüksek tempolu ritimleri ve elektronik sesleriyle gençlik kültürünün önemli bir parçası oldu. Ancak günümüzde, EDM sahnesi ilk dinleyicilerinin yaşlanmasıyla farklı bir dinamizme kavuştu. Araştırma, özellikle kadınların yaş aldıkça gece hayatı ve müzik etkinliklerindeki yerleri üzerine odaklanıyor. Çünkü gece kulüpleri ve festivaller genellikle genç yetişkinlere ait alanlar olarak algılanmaya devam ediyor.

Leeds Üniversitesi’nden Alinka Greasley liderliğindeki ekip, 40 ile 65 yaşları arasında 136 kadınla gerçekleştirdiği anketle, bu yaş grubundaki kadınların EDM deneyimlerine dair derinlemesine veri topladı. Anket, katılımcıların motivasyonlarını ve sosyal deneyimlerini anlamaya yönelik sorular içeriyordu. Kadınların büyük çoğunluğunun iki yılı aşan bir süredir elektronik müzik etkinliklerine katıldığı belirlendi.

Katılımcılar, birincil motivasyonlarının canlı müzik ve sevdikleri DJ’leri dinlemek olduğunu ifade etti. Sosyalleşme ve yeni insanlarla tanışma ise ikinci sırayı aldı. İlginç olarak, romantik ya da cinsel ilişki arayışı en az tercih edilen neden olarak belirtildi. Araştırmada dikkat çeken noktalardan biri, EDM etkinliklerinin bu kadınlar için stres atma ve günlük hayatın rutininden kaçış sağlama işlevi görmesi oldu.

Elektronik dans müziğinin sürekli hareketi teşvik eden güçlü bas ritimleri, katılımcıların fiziksel aktivite yapmaları için adeta doğal bir ortam yaratıyor. Bazı kadınlar, dans pistinde saatlerce dans etmenin spor salonu egzersizlerine eğlenceli bir alternatif olduğunu söylüyor. Sadece fiziksel fayda değil, aynı zamanda enerji veren ve ruhsal açıdan da tatmin sağlayan bir deneyim bu.

Anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 60’ından fazlası kulüp ve festival ortamlarını “ruhani bir deneyim” olarak tanımlıyor. Müzik, ışıklar ve kalabalığın yarattığı atmosferle kendileriyle derin bir bağ kurduklarını belirtiyorlar. COVID-19 pandemisi sırasında etkinliklere erişimin kesilmesi ise pek çok kadının ruh sağlığını olumsuz etkiledi. Dans pistine ve topluluğa olan özlemi, onların bu etkinliklerin hayatlarındaki önemini daha da görünür kıldı.

Araştırmada öne çıkan bir diğer tema ise aidiyet duygusu oldu. Kadınların yüzde 90’ından fazlası elektronik dans müziği ortamlarını “kendini evde hissedeceği yer” olarak görüyor. Bu ortamda kuşaklar arası köprü kuran müzik sevgisi, uzun süreli dostlukların kurulmasına da zemin hazırlıyor. Katılımcılar, dansın sağladığı beden dili ve ritim yoluyla empati ve bağlılık hissini çok değerli buluyor.

Yaşlı kadınların gece hayatına katılması bazı engellerle de karşılaşıyor. Katılımcıların yaklaşık beşte biri, yaşlarından dolayı ortamda dışlanmış ya da fark edilir olduklarını hissediyor. Genç katılımcıların bazen olumsuz yargıları, kadınların kendi içlerindeki yaşa dair endişeleriyle birleşiyor. Giyim kuşam ise bu dengeyi sağlamada önemli bir araç olarak öne çıkıyor. Bazı kadınlar rahatlığı tercih ederken, bazıları dikkat çeken kıyafetlerle kendilerini ifade ediyor. Öte yandan, bazıları da genç görünmeye çalıştıkları izlenimi vermemek için sade giyiniyor.

Güvenlik endişeleri de yaşanan gerçek sorunlardan biri. Yaklaşık yarısı istemediği fiziksel temas yaşadığını belirtirken, yüzde 28’i sıkça rahatsız edici ilgi gördüğünü dile getiriyor. Kadınlar, bu tür durumlara karşı arkadaş gruplarıyla birlikte hareket ediyor, underground ve alternatif mekanları tercih ediyor ve güvenlik personeliyle yakın ilişkiler kurarak kendilerini koruyorlar.

Yaşın ilerlemesiyle vücut sabahları daha geç toparlanıyor ve sabaha kadar dans etmek eskisi kadar kolay olmuyor. Katılımcılar, bu nedenle etkinliklere katılım sıklığını azaltarak, sağlıklarını ve sosyal yaşamlarını dengede tutmaya çalışıyor. Alkol ve madde kullanımında daha tedbirli olduklarını belirten kadınlar, uyku ve genel sağlıklarına öncelik vererek uzun vadede müziğe olan bağlılıklarını koruyorlar.

Araştırma, katılımcıların seçimleri ve yaşadıkları yerler nedeniyle bazı sınırlamalara sahip. Farklı şehirlerde ve mekanlarda deneyimler değişiklik gösterebilir. Ayrıca, çalışmanın odağı aktif katılımcılar olduğundan, hayatından tamamen gece hayatını çıkaran kadınların görüşleri henüz cevap bekleyen bir soru olarak kalıyor. Gelecekte yapılacak çalışmaların, ayrımcılık, sosyoekonomik durum ve cinsel yönelim gibi faktörleri de incelemesi öneriliyor.

Alinka Greasley ve ekibinin “Age is just a number: Persistent participation in Electronic Dance Music by women over 40 years” isimli araştırması, yaş ve cinsiyet algılarının gece hayatı kültüründeki yerini yeniden tanımlıyor ve elektronik dans müziğinin yaşayan bir topluluk olduğunu gösteriyor. Bu çalışma, yaş ilerledikçe kültürel katılımın ve sosyal bağların değerini gözler önüne seriyor ve geleceğin daha kapsayıcı müzik ortamları için yol gösterici olabilir.


📎 Kaynak: psypost.org

Aylin

135 makale yayınladı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments