1997-1998 Asya finansal krizi sadece ekonomik dengeleri sarsmakla kalmadı, aynı zamanda gıda fiyatlarında yaşanan ani artış çocukların fiziksel gelişimini uzun süreli şekilde etkiledi. Özellikle pirincin temel besin kaynağı olduğu Endonezya’da yaşanan fiyat şokları, çocuklarda büyüme geriliğine yol açtı. Bonn Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, bu dönemde yaşanan krizlerin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini detaylarıyla ortaya koydu ve önemli uyarılarda bulundu.
Bonn Üniversitesi Gelişim Araştırmaları Merkezi (ZEF) ekibi, Endonezya Aile Yaşamı Anketi (IFLS) verilerini kullanarak, 1997-2000 yılları arasındaki bölgesel pirinç fiyatlarındaki artışın çocukların büyüme oranları ve vücut ölçüleri üzerindeki etkisini inceledi. Araştırma, pirinç fiyatlarının hızla yükseldiği bölgelere ait çocukların, büyüme geriliği (stunting) oranlarında belirgin bir artış olduğunu saptadı. Bu durum, sadece kısa vadeli beslenme sorunları değil, çocukların ilerleyen yıllarda sağlıklarını biçimlendiren kronik sorunların da habercisi oldu.
Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri, kriz döneminde besin değeri yüksek gıdalara erişimin zorlaşmasıyla ortaya çıkan “gizli besin eksikliği” oldu. Araştırma lideri Elza S. Elmira, ailelerin kriz sürecinde kalori yerine pahalı ve besin değeri yüksek gıdalardan kısıntıya gittiğini belirtti. Böylece çocukların fiziksel gelişimi yavaşlarken, kilo kazanımlarındaki azalma aynı oranda olmadı. Bu durum, hem büyüme geriliği hem de ilerleyen yaşlarda obezite riskinin yükselmesiyle sonuçlandı. Artan obezite riski, kalori alımı yetersiz kalmasa da, vitamin ve mineral eksikliklerinden kaynaklanan vücut dengesizliklerini gösteriyor.
Araştırmanın eş yazarı Prof. Dr. Matin Qaim, erken çocukluk dönemindeki beslenme yetersizliklerinin ömür boyu etkiler doğurduğunu vurguladı. “Büyüme bozuklukları kolayca ölçülebilir; fakat bunlar sıklıkla zihinsel gelişim sorunları ve kronik hastalıklarla da ilişkilidir,” diyen Qaim, beslenmeye yönelik kriz politikalarının sadece kalori saymakla kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Beslenmeye duyarlı kriz önlemlerinin, özellikle hassas gelişim dönemlerindeki çocukları hedef alması şart. Aksi halde kalori odaklı yaklaşımlar gerçek problemi gözden kaçırabilir.
Çalışmanın bir diğer önemli sonucu şehirlerde yaşayan ailelerin krizden daha fazla etkilendiği oldu. Kırsal bölgelerde bazı ailelerin kendi pirinçlerini yetiştirmesi, fiyat artışının etkisini azaltırken, kentli aileler gıda alımında daha kırılgan hale geldi. Ayrıca annelerin eğitim seviyesi de çocukların sağlığını belirleyen önemli bir faktör çıktı. Eğitim düzeyi düşük annelerin çocuklarında büyüme bozuklukları daha yaygındı. Elmira ve Qaim, kriz yardım programlarının sadece yoksulluk sınırına dayanması yerine, bu tür sosyo-ekonomik farklılıkları da göz önünde bulundurması gerektiğini vurguladı.
Bugün dünyada iklim değişikliği, pandemi etkileri ve savaş gibi nedenlerle gıda arzında ve fiyatlarında sık krizler yaşanıyor. Endonezya’da yaşanan bu deneyim, ağır ekonomik sarsıntıların beslenme ve çocuk sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceğine dair somut kanıtlar sunuyor. Araştırma, uzun vadeli sağlık politikalarının gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı daha hassas ve çocuk odaklı önlemler geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, bulguların uzun dönemli istatistiki ilişkiler içerdiğini ve başka faktörlerin etkisinin tamamen gözardı edilemeyeceğini belirtiyor. Ancak, gıda krizlerinin çocukların hem büyüme hem de ileride karşılaşacakları sağlık riskleri açısından kritik önemde olduğu kesin. Gelecekte, beslenme politikalarının makroekonomik gelişmelerle entegre edilerek erken çocukluk dönemindeki kırılgan grupların korunması büyük önem taşıyacak.
📎 Kaynak: sciencedaily.com



